|
Peygamberlerimizin tarihi
|
|
03-31-2007, 11:31 AM
Mesaj: #21
|
|||
|
|||
|
RE: Peygamberlerimizin tarihi
{EDITOR=HZ. LUT (S.A.) <br><br>1. Hz. Lut hakkinda genel bilgiler <br>Kur'an-iKerimde bildirilen peygamberlerden olan Hz. Lut, Ibrahim aleyhisselaminkardesi Hârân'in ogludur. Halilallahla birlikte Nemrud'un memleketindenhicret edip Sam'a geldikten sonra (bkz. Hz.Ibrahim), Lut gölüyakinindaki Sedum sehri halkina peygamber olarak gönderildi. InsanlaraIbrahim aleyhisselamin dinini teblig etti . <br>2. Hz. Lut'un hikâyesi <br>Hz.Lut ailesini toplayip Ibrahim aleyhisselamla Sam'a hicret ettiktensonra Allah tarafindan Lut gölünün güney-bati tarafinda bulunan Sedumsehrinin halkina peygamber olarak gönderiliyor. Bu kavim cok azgindi veerkeklerle münâsebeti âdet haline getirerek livata fiilini isliyordu.Bu is icin de bilhassa genc delikanlilar üzerinde kötü emelbesliyorlardi. Hz. Lut kavmine teblige basladi: « (Allah'a karsigelmekten) sakinmaz misiniz ? Bilin ki ben size gönderilmis güvenilirbir elciyim. Artik Allah'a karsi cikmaktan sakinin ve bana itaat edin.Rabbinizin sizler icin yarattigi eslerinizi birakip da, insanlaricinden erkeklere mi yaklasiyorsunuz ? Dogrusu siz siniri asmis (sapik)bir kavimsiniz » . Fakat onlar dinlemediler ve « Ey Lut ! (bu davadan)vazgecmezsen, iyi bil ki, sürgün edilmislerden olacaksin ! » dediler.Lut aleyhisselam onlari azaptan korkuttugu halde onlar inanmadilar vesapikliklarina devam ettiler ve böylece Allah'in azabini hak ettiler.Allah'in elcileri Cibril, Mikail ve Israfil Ibrahim aleyhisselama müjde(bkz. Hz. Ibrahim) ile geldiler ve ona Lut kavmini helak edeceklerinibildirdiler. Onun da Lut aleyhisselamdan korkmasina karsilik " Herhalde onu ve ehlini kurtaracagiz. Ancak karisi öteki zalimlerzümresinden " diye cevap verdiler. Hz Ibrahim'den ayrildiktan sonragenc delikanli oalark Lut aleyhisselam misafir oldular. Hz. Lut onlarievine aldi. Kavmi güzel ve genc delikanlilari görünce pis olan hislerihortladi ve Lut peygamberin kapisina dayandilar ve ondan kendilerine budelikanlilari teslim etmelerini istediler: «Lut'un kavmi, kosarakyanina geldiler. Daha önce de kötü isleri yapmaktaydilar. (Lut):" Eykavmim ! Iste sunlar kizlarimdir (onlarla evlenin); sizin icin onlardaha temizdir. Allah'tan korkun ve misafirlerimin önünde beni reziletmeyin ! Icinizde akli basinda bir adam yok mu ! " dedi » . Fakatonlar dinlemediler ve « Dediler ki: Senin kizlarinda bizim bir hakkimzolmadigini biliyorsun. Ve sen bizim ne istedigimiz elbette bilirsin » .Lut aleyhisselamin gücsüzlügüne yavunmasi üzerine«(Melekler) dedilerki: Ey Lut! Biz Rabbinin elcileriyiz. Onlar sana asla dokunamazlar. Sengecenin bir kisminda ailenle (yola cikip) yürü. Karindan baska hicbirigeride kalmasin. Cünkü onlara gelecek olan (azap) süphesiz ona daisabet edecektir. Onlara vâdolunan (helak) zamani, sabah vaktidir » .Sedum kavminin helaki sabah vakti geldigi zaman gerceklesti. O sehir'inalti üstüne gecirildi ve üzerlerine taslar yagdirildi. Lutaleyhisselamla olanlar kurtarildi, karisi ise belasini buldu. Hz. Lutdaha sonra Hicaz havalisine gitmekle emrolundu ve vefatina kadar oradakaldi . Peygamberimiz (s.a.v.) buyurmustur ki: « On sey vardir ki, Lutkavmi onlari yapmis ve o yüzden helak edilmistir. Ümmetim ise onlarabir de kendisi katar. Bunlar livata, findik gibi taslari sapanla atmak,güvercinle (kumar) oynamak, def calmak, icki icmek, (özürsüz) sakalkesmek, (emr edilenden fazla) biyik uzatmak, islik calmak, el cirpmak,(erkekler icin) ipek gömlek giymek, bir tane de ümmetim ilâve eder ki;o da kadin kadina münâsebette bulunmaktir » ( Râmuz). Baska bir hadis-iserifinde de iki cihan serveri peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.)buyurmustur ki: « Benden sonra en korkutugum sey ümmetimin Lut kavmininyaptigini yapmalaridir » (Tirmizi, Ibn-i Mâce). Kitab-i Mukaddes'tekicok ve pis yalanlarla dolu Lut aleyhisselamin hikayesi Tesniyebölümünün 13. bâbinin 1-13 noktalarinda ve 19. bâbinda okunabilinir.EDITOR}
|
|||
|
03-31-2007, 11:32 AM
Mesaj: #22
|
|||
|
|||
|
RE: Peygamberlerimizin tarihi
{EDITOR=Hz. HIZIR (a.s) <br><br>Hz. Mûsâ döneminde yasamis ve peygamber olmasi kuvvetle muhtemel, hikmet ve ilim sahibi bir sahsiyet. <br>Kur'ân-iKerîm'de, Hizir (a.s.)'in isminden açikça bahsedilmez. Ancak KehfSûresi'nin 60-82. âyetlerinde yer alan Hz. Mûsâ ile ilgili kissadan"Katimizdan kendisine bir rahmet verdigimiz ve kendisine ilimögrettigimiz kullarimizdan bir kul..." (18/65) diye sözü edilen sahsinHizir (a.s.) oldugu anlasilmaktadir. Çünkü bizzat PeygamberEfendimizden gelen sahîh hadislerde bu sahsin Hizir oldugu açikçabelirtilmistir (bk. Buhârî, ilm 16, 44, Tefsîru'l-Kur'ân, TefsîruSûrati'l-Kehf 2-4; Müslim, Fedâil 170-174). <br><br>Bu rivayetleregöre bir gün Hz. Mûsâ isrâil ogullari arasinda vaaz ederken onakendisinden daha hikmet ve ilim sahibi kimsenin olup olmadigisorulmustu. Hz. Musâ: "Hayir, yoktur!" diye cevap verince Cenâb-i Hakbir vahiyle Hz. Mûsâ'yâ Mecme'u'l-Bahreyn'de (iki denizin kavusumyerinde) kullarindan salih bir kul olan el-Hadir (Hizir)'in kendisindendaha âlim oldugunu bildirdi. Bunun üzerine Hz. Mûsâ hizmetinde bulunangenç bir delikanli ile Hizir'i bulmak üzere uzun bir yolculuga çikti.ikisi, iki denizin birlestigi yere ulasinca, yolculukta yemek üzereazik olarak yanlarina aldiklari baliklarini unutmuslardi ve balik birdelikten kayip denizi boylamisti. Hz. Mûsâ oradan bir süreuzaklastiktan sonra yemek için delikanlidan baligi çikarmasini istedigizaman baligin denize dalip kayboldugunu fârkettiler. Hz. Mûsâ'ninHizir'i bulmasinin alâmeti, bu baligin kaybolmasi oldugundan derhaloraya geri döndüler ve orada Hizir (a.s.)'i buldular. Bundan sonra Hz.Mûsâ'nin Hizir ile, Kehf Sûresi 66-82. âyetlerinde anlatilan yolculugubasladi. <br><br>Hz. Mûsâ'nin yolculugunda azik olarak tasidigibaligin Mecme'u'l-Bahreyn'de denize dalip kaybolmasi, bazi rivayetlerdeve çesitli islâm milletlerinin folklorunda, bu arada Türk folklorundada bu suyun âb-i hayat oldugu, ölüleri bile canlandiran, içenleriölümsüzlestiren bir hayat iksiri oldugu seklinde izah olunmus, buradabaligin canlanip denize dalmasi meselesinde bir peygamberin hayatininve Cenâb-i Hakk'in kudretinin söz konusu oldugu unutulmustur. Bunabagli olarak, Mecme'u'l-Bahreyn bölgesinde yasayan birisi olarak Hizir(a.s.)'a da ölümsüzlük isnâd edilmis ve kendisine beser üstü güçler veyetkiler verilmistir. <br><br>Hizir aleyhisselâma verilen ilminmahiyetini anlayabilmek için Musa (a.s.) ile olan yolculugunu Kur'ân-iKerîm kisaca söyle anlatir: Hizir (a.s.), yolculukta karsilasacaklariolaylara Musa peygamberin sabredemeyecegini kendisine hatirlatmis veO'ndan sabir için söz almistir (el-Kehf,18/66-70). Önce denizsahilinde, yolculuk için bir gemiye binmislerdi. Hizir (a.s.) bir baltaile gemiyi delince kaptan tamir için geri dönmek zorunda kalmistir.Musa (a.s.) sabredemeyip söyle demistir: "Gemiyi, yolcularini bogmakiçin mi deldin? Dogrusu çok kötü bir is yaptin" (el-Kehf; 18/71).Yolculugun sonunda, ilk bakista görünmeyen ve perde arkasi bilginiteligindeki sebebi Hizir (a.s.) söyle belirtir: "O, deldigim gemi,denizde çalisan birkaç yoksulundu. Onu kusurlu yapmak istedim. Çünkügemi yolculuga devam ederse, ileride her saglam gemiye el koyan birkral (deniz korsanlari) vardir" (el-Kehf, 18/79). Yolculuk sirasinda,diger çocuklarla oynamakta olan bir çocugu öldürdü. Musa (a.s.): "Kisasolmadan, masum bir cana nasil kiyarsin? Dogrusu çok kötü bir is yaptim,dedi" (el-Kehf,18/74). Küçük çocugun bu erken yasta vefat ettirilmesebebi Hizir (a.s.) tarafindan söyle açiklandi: "Öldürdügüm erkekçocuga gelince; onun anne ve babasi mü'min kimselerdi. ileride onlariisyan ve inkâra sürüklemesinden korktuk istedik ki, Rableri bu ölençocuk yerine kendilerine ondan daha temiz ve daha merhametli biriniversin" (el-Kehf, 18/80,81). Burada Cenâbi Hak'kin, anne-babaninhayirli kimseler olmasi sebebiyle, ileride kendilerini üzecek, büyüksikintilara sokacak bir çocugu erken yasta vefat ettirip, onun yerinedaha hayirli bir evladin verilmesinin, gerçekte o aile için " hayir"olduguna isaret ediliyor. <br><br>Yolculugun üçüncü merhalesiKur'an'da söyle anlatilir: "Musa ve salih kul yollarina devam ettiler.Sonunda bir köye varip, halkindan yiyecek istediler. Halk ise onlarimisafir etmek istemedi. Musa ve salih kul, orada yikilmak üzere olanbir duvar gördüler, Salih kul hemen onu dogrultuverdi. Bunun üzerineMusa: "isteseydin buna karsilik bir ücret alirdin, dedi. Salih kulsöyle dedi: iste bu seninle benim aramizin ayrilmasi demektir.Sabredemedigin seylerin içyüzünü sana anlatacagim" (el-Kehf, 18/77,78).Evi, ücretsiz tamir etmesini salih kul (hizir) söyle açiklar: "Bu ev,sehirde iki yetim çocugun idi. Duvarin altinda kendilerine ait birhazine vardi. Bunlarin babalari salih bir kimseydi. Rabbin, onlarinrüstlerine erip, hazinelerini bizzat kendilerinin çikarmalarini istedi.Bu Rabbinden bir rahmettir. Ben bunlari kendiligimden degil, Allâh'inemriyle yaptim. iste, sabredemedigin seylerin içyüzü budur" (Kehf18/82). <br><br>Bu hikmetlerle dolu yolculuktan, insanlarin günlükhayatta karsilastiklari bir takim olaylarin, bazan büyük felaketlerinbir görünen yüzünün bir de asil perde arkasinin bulunduguanlasilmaktadir. Bazan ser olarak görülen olaylarin arkasindan büyükhayirlarin ortaya çiktigi görülmektedir. Âyet-i Kerîmelerde söylebuyurulur: "Hosumuza gitmedigi halde, savasmak size farz kilindi. Belkide hosumuza gitmeyen bir sey sizin için daha hayirlidir. belki hosunuzagiden bir sey de sizin için daha kötüdür. Allah bilir siz isebilmezsiniz (el Bakara, 2/216). "... Eger karilarinizdanhoslanmiyorsaniz. olabilir ki, hosunuza gitmeyen bir seyde Allah, siziniçin çok hayir takdir etmistir. " (en-Nîsâ, 4/19). Rasûlullah (s.a.s.),Hizir (a.s.)'in ilmiyle ilgili olarak, gemi yolculugu sirasindaki birkonusmayi söyle nakleder: "Bir serçe, denizden gagasiyla su alip,gemiye konmustu. Hizir (a.s.) bunu Hz. Musa'ya göstererek söyle dedi:Allâh'in ilmi yaninda, benim ve senin ilmin, su serçenin denizdeneksilttigi su kadar bir seydir" (Buhârî, ilm, 44, (el-Enbiyâ, 27,Tefsîru Sûre 18/2; Müslim, Fezâil, 180; Ahmet b. Hanbel, Müsned, II,311, V, 118; bilgi için bk. Ibn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm,istanbul 1985, V,172-185).EDITOR}
|
|||
|
03-31-2007, 11:32 AM
Mesaj: #23
|
|||
|
|||
|
RE: Peygamberlerimizin tarihi
{EDITOR=HZ. NUH (S.A.) <br><br>1.Hz. Nuh hakkinda genel bilgiler <br>Nuhaleyhisselam, Idris aleyhisselam'dan sonra gelen peygamberdir.Peygamberlerin büyükleri olan ve kendilerine « Ülü'l-azm » (azm edilen)denilen alti peygamberden ikincisidir (Bu alti büyük peygambersunlardir: Hz. Adem, Hz. Nuh, Hz. Ibrahim, Hz. Musa, Hz. Isa vepeygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.), M.K.) . Bunun nedeni kavmininNuh tufani diye adlandirilan gazap ile cezalandirilmalarindandir. <br>2.Hz. Nuh'un hayati <br>Hz.Nuh, Idris aleyhisselamin göge cikarildiktan sonra azan insanlarapeygamber olarak gönderildi. Insanlar putlara tapmaya basladi. Cenab-iHak bunun icin Nuh aleyhisselami peygamber olarak gönderdi. O zaman 50yasinda idi. Yillarca insanlari dine davet etti, putlara tapinmaktansakindirdi ve Allahü Tealaya ibadet etmelerini söyledi. Ama Nuhaleyhisselama kendi oglu Yam yani Ken'an bile iman etmedi, hatta alayaalip iskence ettiler: « Andolsun ki Nuh'u elci olarak kavminegönderdik. Dedi ki: Ey kavmim ! Allah'a kulluk edin, sizin ondan baskatanriniz yoktur. Dogrusu ben, üstünüze gelecek büyük bir gününazabindan korkuyorum » (A'raf, 59) . Nuh aleyhisselam insanlarindavetine icabet etmedikleri icin onlara beddua etti:« (Rabbim!) Sen debu zalimlerin ancak saskinliklarini artir » (Nuh, 24) . Allahü Teala dabundan sonra Nuh aleyhisselam gemi yapmasini emretti: « Gözlerimizinönünde ve vahyimiz (emrimiz) uyarinca gemiyi yap ve zulmedenlerhakkinda bana (bir sey) söyleme ! Onlar mutlaka bogulacaklardir ! »(Hud, 37) . Gemi bitince tufan oldu (denizler tasti ve her taraf suoldu). Nuh aleyhisselam sayisi 80 kisi kadar olan mü'minler ile 3 katliolan gemiye bindi. Nuh aleyhisselam gemiye her hayvandan birer ciftaldi. Oglu Ken'an'i da gemiye almak istedi, ama o "Beni sudan koruyacakbir daga siginacagim" dedi, gemiye binmedi ve hemen bir dalga onu alipbogdu. Allah Teala da Nuh aleyhisselamin bu oglu hakkinda af dilemesinekarsilik: « (...) Ey Nuh ! O asla senin ailenden degildir. Cünkü onunyaptigi kötü bir istir. O halde hakkinda bilgin olmayan bir seyi bendenisteme.(...) » (Hud, 46) buyurdu. Sular daglari asti, insanlar vehayvanlar telef oldu. 150 gün gectikten sonra Allahü Teala: « Yeresuyunu cek; göge: ey gök sen de yagmurunu tut » buyurdu ve bununüzerine yagmur durdu, sular cekildi. Gemi Irak'taki Cudi dagina oturdu.Hz. Nuh'a inanip kurtulan insanlar ac olduklari ve dagda yiyecekolmadigi icin Nuh aleyhisselamin emri üzerine ellerinde olan bütünyiyecekleri birlestirdiler ve böylece ilk defa Asure yemegini yaptilar.Insanlar Nuh aleyhisselamin 3 oglu Sam, Ham ve Yafes'ten türedigi icinHz. Nuh'a ikinci Adem de denir. Nuh aleyhisselamin 1000 yasinda vefatettigi söyleniyor, ama Kur'an-i Kerim'de : « Andolsun ki biz Nuh'ukavmine gönderdik de o 1000 yildan 50 yil eksik bir süre yanlarindakaldi.(...) » (El-Ankebut, 14) geciyor. . Hz. Nuh gemicilerin vemarangozlarin piri sayilir, cünki bu isleri Allah'in ihsaniyla ilk defao yapmistir. <br><br>3. Nuh suresi <br>Nuh suresi Mekke'de nazil olup28 ayettir. Hatt-i Osman'a göre 71. suredir. Nuh aleyhisselamin kavminegönderilisini ve Nuh tufanini anlattigi icin sureye bu ad verilmistir.Peygamberimiz (s.a.v)'de Hz. Nuh hakkinda: « Nuh (aleyhisselam)'Bismillah' ve 'Elhamdülillah' demeden büyük olsun, kücük olsunherhangi bir is yapmazdi. Bu sebeple Allahü Teala onu 'Cok sükredicibir kul' olarak isimlendirdi » (Taberani; Ibn-i Cebir) buyurdu.Bediüzzaman Said Nursi de Nuh tufani hakkinda sunlari yazmistir: «Padisah-i bimisal, kavm-i Nuh'un mahvi icin semavat ve arza emirvermis. Vazifelerini yaptiktan sonra ferman ediyor: " Ey arz! Suyunuyut. Ey sema! Dur, isin bitti. Su cekildi. Dagin basinda me'mur-uIlahinin cadir vazifesini gören gemisi kuruldu. Zalimler cezalarinibuldular." Iste su uslubun ulviyetine bak. " Zemin ve gök iki muti'asker gibi emir dinler, itaat ederler " diyor. Iste su uslub isareteder ki, insanin isyanindan kainat kiziyor. Semâvat ve arz hiddetegeliyorlar. Ve su isaretle der ki: " Yer ve gök iki muti asker gibiemirlerine bakar bir Zata isyan edilmez, edilmemeli..." » <br><br>4.Hz. Nuh'un evladlarina vasiyeti <br>« Bunlardan (ilk) ikisini birakmayiniz, ikisini de hazer ediniz (yapmayiniz) 1. La ilahe illallah <br>2. Subhanallah vebi hamdihiy'dir <br>3. Gavurluktan (sakinin) <br>4. Kibir ('den sizi nehyederim)EDITOR}
|
|||
|
03-31-2007, 11:33 AM
Mesaj: #24
|
|||
|
|||
|
RE: Peygamberlerimizin tarihi
{EDITOR=HZ. HUD (S.A.) <br><br>Hz. Hud Yemen'de bulunan Ad kavmine gönderilenpeygamberdir: «Ad kavmine de kardesleri Hud'u (gönderdik). (...) » .Nuh aleyhisselamin oglu Sam'in neslindendir. Bir ismi de Abir olup,lakabi Nebiyyullahtir. Hz.Hud'un ismi (veya nesebi) hakkinda 2 rivayetvardir: <br>Hud bin Abdullah bin Riyah (veya Ribah) bin Él-Halud bin Ad bin Avs bin Irem bin Sam bin Nuh <br><br>Hud ibni Salih ibni Erfahd ibni Sam ibni Nuh ibni Ebi Ad'dir. <br><br>Yemen'deAden ile Umman (Oman) arasinda bulunan Ahkaf diyarinda Hz. Hud dogupbüyüdü. Cocukluktan itibaren Allah'a ibadet ederdi. Ara sira ticaretyapan Hz. Hud gayet sefkatli ve cok cömert idi. Kavmi (Ad) bolluk vebereket icinde ve gösterisli binalar yaparak azmistir. Bütün nimetlerikendilerine veren Allah'i unutan Ad kavmi putlara tapmaya basladi. Hudaleyhisselam bu kavme peygamber olarak gönderildi ve Hz. Hud Nuhaleyhisselamin bildirdigi dinin esaslarini Ad kavmine bildirdi: «(...)O dedi ki: " Ey kavmim ! Allah'a kulluk edin; sizin O'ndan baskatanriniz yoktur. Hala sakinmiyacak misiniz ? » . Allah'a itaat edip,Ona ibadet etmelerini söyledi. Allah "onlara putlara tapmaktan, zulümetmekten vazgecmeleri, insanlara merhametli olup onlara eziyetetmemeleri, insanlari sasirtmak maksadiyla yollara aldatici isaretler (Ad kavmi, yolculari sasirtmak ve onlarin cölde kaybolup gitmelerinegülmek (alay etmek) icin yollara yanlis isaretler koyarlardi, M.K.)koymamalari, insanlarla alay etmemeleri, onlari öldürüp mallarinisoymamalarini ve bütün varligi yaratan bir olan Allah'a ibadet etmeleriicin nasihatte bulunmak " üzere Hud aleyhisselami Ad kavmine yolladi.Ne yazik ki bircok kabileler gibi Ad kavmi de peygamberine karsi geldi:« Kavminden ileri gelen kafirler dediler ki: Biz seni kesinlikle birbeyinsizlik icinde görüyoruz ve gercekten seni yalancilardan saniyoruz» . Hud aleyhisselam onlari Allah'in azabi ile korkuttu ise de pek azkisi iman etti. Ama Hud aleyhisselam yelmedi ve imana davet etmeyedevam etti: « Ey kavmim ! Rabbinizden bagis dileyin; sonra da O'natevbe edin ki, üzerinize gögü (yagmuru) bol bol göndersin vekuvvetinize kuvvet katsin. Günah isleyerek (Allah'tan) yüz cevirmeyin ». Kavmi ise ona hakaret etti, hatta kendinden gecinceye kadar onudövdü. Bu - alcakca - dövme olayi da Sadad isimli Ad kavminin enzengini ve böylece bunlarin basinin (emir): " Ey Hud ! Bu söylenenleriduymadin mi ? Iste ben Avc'i kendime vekil tayin sectim. Benim namimasenin Allah'ina cenk (savas, harp; M.K.) edecek, hadi sür seninAllah'ini " söylemesinden sonra vukuu buldu. Hud aleyhisselam da bununüzerine kavmine biraz da aciyarak: « Ey Yüce Rabbim ! Sen bana en büyükisyani göstermis olan bu Ad kavmine karsi artik acimasiz davran. Onlaricezalarinin en büyügü ile cezalandir. Senden bunu diliyorum » diyebeddua etti. Hz. Hud kavminin islah olmayacagini anlayinca: « Ya Rabbi! Sen her seyi biliyorsun. Ben onlara peygamberligimi bildirdim. EyRabbim ! Onlara ders almalarina vesile olacak bir musibet ver » diyebeddua etti. Hud aleyhisselamin duasini kabul eden Allahü Teala Adkavmine önce kuraklik, kitlik musibetini verdi: 3 sene müddetce hicyagmur yagmadi. Akan pinarlar kuruyup, agaclar , meyveler sararipsoldu. Hayvanlar susuzluktan telef (ölecek kadar zayifladi; M.K.) oldu.Bikmayan Hud aleyhisselam onlari imana davetini devam etti ise de onlargit gide azginlasti, Hud aleyhisselama daha cok eziyet ettiler. Hz. Hudmucizeler gösterdi ise de yine hidayete ermediler. Allahü Teala Adkavmi üzerine azab yüklü bulutu göndererek buluttan esen bir rüzgarlaonlari helak etti: « Ad kavmi (Peygamberleri Hud'u) yalanladi da azabimve tehdidim nasilmis (gördüler). Biz onlarin üstüne, ugursuzlugudevamli bir günde dondurucu bir rüzgar gönderdik » . Bu bulutun ismi «sarsar » idi ve 7 gece, 8 gün devametti: « Ad kavmi ise, ugultulu,kasip kavuran bir firtina ile mahvedildiler. Allah onu, ardarda 7 gece,8 gün onlarin üzerine musallat etti. Öyle ki (eger orada olsaydin), okavmi, ici bos hurma kütükleri gibi oracikta yere sarilmis haldegörürdün » . Ad kavmi üzerine gelen rüzgar, Hud aleyhisselama ve onaiman edenlerin yüzlerine gayet serinletici ve tatli olarak esti: «Emrimiz gelince; Hud'u ve onunla beraber iman edenleri tarafimizdan birrahmetle kurtardik, onlari agir bir azaptan kurtulusa erdirdik » Hudaleyhisselam, kavmi helak olduktan sonra kendine inananlarla birlikteMekke-i Mükerremeye gitti. Kabe-i Muazzamanin bulundugu yerde ibadet vetaatla mesgul oldu ve orada vefat etti. Kabrinin Harem-i Serif'de(Kabe-i Mazzamanin etrafindaki Mescit) Hicr (bkz. Hicr suresi) denilenyerde bulundugu rivayet edilmektedir. Allahü Teala yüce Kur'an-iKerim'de buyuruyor ki: « Onlar hem bu dünyada hem de kiyamet günündelanete tabi tutuldular. Biliniz ki; Ad (kavmi) Rablerini inkar ettiler.(Sunu da) bilin ki Hud'un kavmi Ad, Allah'in rahmetinden uzak kilindi »; (Onlar: Ad kavmi; M.K.) <br><br>2. Hud Suresi <br><br>Hud suresi 123ayet olup, Hatt-i Osman'a göre 11. suredir. 12, 17 ve 114. ayetlerMedine'de digerleri Mekke'de inmistir. Yunus suresinin devamidir. Hudaleyhisselam'dan haric Nuh, Salih, Ibrahim, Lut, Su'ayb ve Musa(a.s.)'den de bahseder. Peygamberimiz Muhammed Mustafa (S.A.V.) 112.ayet (« O halde seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolundugungibi dosdogru ol ! (...) ») hakkinda: « Beni Hud suresi kocatti ! »demistir. Cünkü bu ayette direkmen Peygamberimize (S.A.V.) - ve saniyentabiiki bütün alem-i Islama - « emrolundugun gibi dosdogru ol ! »denmistir ve bu kolay bir is degildir.EDITOR}
|
|||
|
03-31-2007, 11:33 AM
Mesaj: #25
|
|||
|
|||
|
RE: Peygamberlerimizin tarihi
{EDITOR=Hz. MÛSA (a.s) <br><br>Allah Teâlâ'nin, dört büyük kitaptan biri olanTevrat'i verdigi ve yeryüzünde dinini teblig edip, hakim kilmasi içingönderdigi Ulu'l-Azm* peygamberlerden biri. Hz. ibrahim (a.s)'insoyundan olup, israilogullarinin akidelerini islah etmek ve onlariAllah Teâlâ'nin diledigi nizama kavusturmakla görevlendirilmisti.Küfürle mücadelesi Kur'ân-i Kerim'de uzun uzun anlatilmaktadir. <br>Hz.Adem (a.s)'den, Rasulullah (s.a.s)'e kadar pek çok peygamber gelmistir.Bu peygamberler, gönderildikleri kavimleri, Allah Teâlâ'ya iman etmeyeçagirmislar; bu yolda kâfirlerle savasmislar, yasadiklari diyarlardançikarilmislar; ezilmisler, hor görülmüsler ve hatta öldürülmüslerdir. <br><br>Mûsa(a.s) da, Allah Teâlâ tarafindan israilogullari'na gönderilmis birrasul idi. O da tipki kendisinden önce gönderilmis olan peygamberlergibi kavmini Allah'a iman etmeye çagirdi. Kavmine zulmeden ve ilâhlikiddiasinda bulunan Firavun'a karsi tevhid yolunda mücahede etti. Buugurda, bütün peygamberlerin karsisina çikan güçlükler, onun dakarsisina çikti. Dogup büyüdügü diyardan çikarildi, kâfirler tarafindanöldürülmek gayesiyle kovalandi. Allah Teâla Kur'ân-i Kerim'de birayette Hz. Mûsa (a.s)'dan söyle bahsediyor: "Kur'ân'da Musa'yi da an.Çünkü o ihlâs sahibi idi ve israilogullari'na gönderilmis bir peygamberidi"(Meryem, 19/51). <br><br>Hz. Musa (a.s)'nin Firavun ile olankissasi, Kur'an'in bazi sûrelerinde çesitli üslûplarda ve teferruatliolarak anlatilmistir. Firavun ve ordusunun Kizildeniz'de bogulmalariolayindan sonra, israilogullari ile ilgili kissasina da genisçe yerverilmistir. <br><br>Musa (a.s)'nin Firavun ile olan mücadelesi, birsahsin bir kralla, bir peygamberin sadece büyük bir zorba ile olanmücadelesinden ibaret degildir. Bilâkis bu hak ile bâtil'in çatismasi,Rahman'in ordusu ile seytanin ordusunun kaçinilmaz savasidir. Aslindahak ile bâtil arasindaki bu savas, insanoglunun yaratilisindan,insanlari islah etmek üzere nebîler ve rasullerin hayat sahnesineçikmasindan beri devam edegelmektedir. <br><br>Sapiklik ve bâtil,daima iblis ve onun ordusu tarafindan temsil edilmis, imana, tevhide,peygamberlige, kisaca Hakka sürekli meydan okumustur. Fakat kazanandaima Hak olmustur. Allah Teâlâ söyle buyuruyor: "Muhakkak ki Bizpeygamberlerimizi ve iman edenleri hem dünya hayatinda, hem demeleklerin sahid olacagi günde muzaffer kilacagiz" (el-Mü'min, 40/51). <br><br>Hz.Musa (a.s)'da gönderildigi kavmi cehalet ve sapiklik içerisinde buldu.Onlari Hakka davet etti, yurdundan çikarildi, savasti ve sonunda AllahTeâlâ'nin izniyle kazandi. <br><br>Hz. Musa (a.s)'nin Nesebi, Dogumu ve Hayati <br><br>Musa(a.s)'nin babasi, imran'dir Onun babasi Yahser, onun da babasiKahes'dir. Nesebi Yakub (a.s)'a ulasir; ki, onun babasi Hz. ishak(a.s), onun da babasi Hz. ibrahim (a.s)'dir. Musa (a.s)'nin yanindagördügümüz Harun (a.s) onun kardesidir. Allah Teâla, Musa (a.s)'yiFiravun'a, imana davet için gönderdiginde, Hz. Harun (a.s)'u da onayardimci olarak seçmis ve görevlendirmisti. Hz. Musa (a.s) AllahTeâla'ya söyle dua ederek, kardesi Harun (a.s)'u kendisine yardimciyapmasini istemisti: "Bir de bana ehlimden bir vezir, (yardimci) ver.Kardesim Harun'u (ver)" (Tâhâ, 20/29-30). <br><br>Hz. Musa (a.s),Misir'in çok zor günler yasadigi bir dönemde dogdu. Bu sirada, ilâhlikiddialarinda bulunarak haddi asan Firavun, israilogullari halkinadayanilamayacak eziyetlerde bulunuyor, bu insanlari zulümle kasipkavuruyordu. israilogullari, Kipt kavminin muamelelerinden vekrallarinin agir baskilarindan bikmislardi. Misir'da yasamanin bir tadikalmadigini biliyor ve dedelerinin yurdu olan Kenan illerine gitmekistiyorlardi. Ama onlardan her isinde istifade eden Firavun, yakalarinibir türlü birakmak istemiyordu. Onlara zulmün en akla gelmeyecekolanini yapti. Nitekim Kur'ân-i Kerim'de; "Biz sana Musa ve Firavun'unmühim haberlerinden, iman edecek bir kavim için, gerçek olarakokuyacagiz. Çünkü Firavun o yerde (Misir'da) baskaldirmis ve ahalisiniparçalara bölüp, kendisine baglamisti" (el-Kasas, 28/3-4) buyuruluyor. <br><br>Firavun,saltanati sirasinda israilogullarina çok kötü eziyetlerde bulundu;onlari köle yapti, en çirkin ve adî islerde çalistirdi. Allah Teâlâ,israilogullarini bu sikintidan, azgin Firavun'un serrinden, zulüm vetaskinliklarindan kurtarmak için Hz. Musa (a.s)'yi gönderdi. <br><br>Sa'lebî,Kisas-i Enbiya'sinda imam Suddî'den; Firavun'un bir rüya gördügünü,korkup kederlendigini naklediyor. Rüyasinda Kudüs tarafindan gelen birates gördü. Bu ates, Misir'a kadar uzanip, Firavun'un evlerini yakti.Fakat sadece Kipti'lere zarar verdi, israilogullari ise kurtuldular.Uyaninca hemen kâhin ve müneccimlerden rüyayi tabir etmelerini istedi.Onlar dediler ki; "israilogullari içinden bir çocuk dünyaya gelecek,Misirlilarin helâkina ve senin kralliginin yok olmasina sebep olacak.Dogacagi zaman da iyice yaklasti." <br><br>Bu haber üzerine telaslananFiravun, israilogullarin'dan dogan bütün erkek çocuklarin öldürülmesiniemretti. Kur'ân-i Kerim'de bu olay söyle anlatiliyor: "Firavun,memleketin basina geçti ve halki firkalara ayirdi. içlerinden birtoplulugu güçsüz bularak onlarin ogullarini bogazliyor, kadinlari sagbirakiyordu. Çünkü o bozguncunun biriydi" (el-Kasas 28/4). <br><br>israilogullariarasinda is yapabilecek insanlarin azalmasi üzerine Kiptîlerin ilerigelenleri Firavun'a giderek, "Eger böyle öldürmeye devam ederseniz,ileride bizim islerimizi yapacak kimse bulamayacagiz" dediler. Firavunda erkek çocuklarin bir sene öldürülmesini, bir sene de öldürülmemesiniemretti. Erkek çocuklarin öldürülmedigi sene Harun (a.s) dogdu.Öldürüldükleri sene ise Musa (a.s)... <br><br>Musa (a.s) dogunca,annesi çok üzüldü. Allah Teâlâ ona korkmamasini, üzülmemesini vahyetti.Kalbine bir rahatlik verdi. Bu, Kur'an'da söyle anlatiliyor: "Musa'ninannesine: "Çocugu emzir, basina geleceklerden korktugun zaman onu suya(Nil'e) birak. Korkma, üzülme. Biz süphesiz onu sana döndürecegiz vepeygamber yapacagiz" diye bildirmistik" (el-Kasas, 28/7). <br><br>Musa(a.s)'nin annesi de ilham edileni yapti ve yavrusunu bir muhafazaiçerisinde suya birakti. Ablasina da, "Onu izle" dedi. Musa (a.s)'yitasiyan sandik, Allah'in izniyle dalgalarla sürüklenerek, Firavun'unsarayina ulasti. Yikanmakta olan cariyeler, sandigi bulup Firavun'unkarisina gotürdüler. Allah Teâlâ, Firavun'un karisi Asiye'nin kalbinebu çocugun sevgisini koydu. Firavun çocugu görünce öldürmek istedi.Ancak Asiye, çocugu kendisine vermesini istedi. Çünkü hiç çocuklariolmuyordu. Kur'an-i Kerim, bunu söyle anlatiyor: "Firavun'un karisi:Benim de senin de gözün aydin olsun! Onu öldürmeyiniz, belki bizefaydali olur, yahut onu ogul ediniriz" dedi. Aslinda isin farkindadegillerdi" (el-Kasas, 28/9). <br><br>Hz. Musa (a.s) acikinca onuemzirmek icab etti. Fakat o kimseden süt emmek istemiyordu. AllahTeâlâ, bunu söyle zikrediyor: "Önceden, süt annelerinin memesini kabuletmemesini sagladik. Musa'nin ablasi; "size, sizin adiniza ona bakacak,iyi davranacak bir ev halkini tavsiye edeyim mi?" dedi. Böylece onu,annesinin gözü aydin olsun diye, ona geri çevirdik. Fakat çogubilmezler" (el-Kasas, 28/12-13). <br><br>Musa (a.s) böylece annesinedönmüs oldu. Üstelik Firavun'un sarayinda büyüdü. Firavun ailesininsevgisini kazandi. Allah Teâlâ söyle buyuruyor: "Musa erginlik çaginagelip olgunlasinca ona hikmet ve ilim verdik. iyi davrananlari böylemükâfatlandiririz" (el-Kasas, 28/14). <br><br>Yetisip delikanlilikçagina gelen Musa (a.s) bir gün sehre indi. Ögle üzeriydi. Dükkanlarkapaliydi ve halk evlerinde istirahat ediyordu. Kur'ân-i Kerim'de,sehirde geçen hadise söyle anlatiliyor; "Musa, halkinin haberi olmadigibir zamanda sehre idi. Biri kendi adamlarindan, digeri de düsmani olaniki adami dövüsür buldu. Kendi tarafindan olan kimse, düsmanina karsiondan yardim istedi. Musa, onun düsmanina bir yumruk vurdu, ölümünesebep oldu. "Bu seytanin isidir; çünkü o apaçik saptiran bir düsmandir"dedi. Musa, "Rabbim! dogrusu kendime yazik ettim, beni bagisla" dedi.Allah da onu bagisladi. O, süphesiz bagislayandir, merhamet edendir.Musa; "Rabbim! Bana verdigin nimete and olsun ki, suçlulara aslayardimci olmayacagim " dedi. sehirde, korku içinde, etrafi gözetereksabahladi. Dün kendisinden yardim isteyen kimse, bagirarak ondan yineyardim istiyordu. Musa ona: "Dogrusu sen besbelli bir azginsin " dedi.Musa, ikisinin de düsmani olan kimseyi yakalamak isteyince: "Ey Musa!Dün bir cana kiydigin gibi bana da mi kiymak istiyorsun? Sen islahedenlerden degil, ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun"dedi"(el-Kasas, 28/15-19). <br><br>israillinin, olayi agzindan kaçirmasiüzerine, bütün halk Musa (a.s)'nin Misirliyi öldürmüs oldugunu ögrendi.Daha sonra bir adam kosarak geldi ve kendisini öldüreceklerini söyledi.<br><br>"Musa korku ipinde çevresini gözetleyerek oradan çikti. Rabbim!Beni zalim milletten kurtar" dedi. Medyen e dogru yöneldiginde:"Rabbimin bana dogru yolu gösterecegini umarim ", dedi" (el-Kasas;28/21-22). <br><br>Musa (a.s) böylece yurdundan uzaklasti. Yaninayiyecek hiç bir sey de almamisti. Tam sekiz günlük yolu, agaçyapraklari yiyerek asti. Misir ile Medyen arasi sekiz günlük birmesafedir. Allah Teâlâ'nin bu seçkin kulu, aç ve bitap düsmüs olarak buuzun mesafeyi katetti ve nihayet Medyen'e ulasti. Kur'ân-i Kerim'dekissa söyle devam ediyor: <br><br>"Medyen suyuna geldiginde,davarlarini sulayan bir insan toplulugu buldu. Onlardan baska,hayvanlarini sudan alikoyan iki kadin gördü. Onlara: "Derdiniznedir?"dedi. "Çobanlar ayrilana kadar biz sulamayiz. Babamiz çokyaslidir (onun için bu isi biz yapiyoruz) " dediler. Musa onlarindavarlarini suladi. Sonra gölgeye çekildi: "Rabbim! Dogrusu banaindirecegin hayra muhtacim" dedi" (el-Kasas, 28/23-24). <br><br>Ibn-iKesir, El-Bidaye ve'n-Nihaye'de bu olayi söyle anlatiyor: "Medyensuyunda çobanlar koyunlari suladiktan sonra, kuyunun agzina büyük birkaya koyarlardi. Bu iki kadin da artan sularla koyunlarini sulamayaçalisirlardi. Musa (a.s), kayayi kuyunun agzindan tek basina kaldirdi,su çekti ve kadinlarin koyunlarini suladi. Sonra tekrar kayayi yerinekoydu. Bu kayayi ancak on kisi kaldirabilirdi. Musa (a.s) ise, onkisinin halledebilecegi bu isleri tek basina halletmisti. Kizlarbabalarina gidip Hz. Musa'yi ve yaptigi iyiligi anlattilar. Kur'an-iKerim'de kissa söyle devam ediyor: <br><br>"O sirada, kadinlardan biriutana utana yürüyüp ona geldi: "Babam sana sulama ücretini ödemek içinseni çagiriyor dedi. Musa ona gelince, basindan geçeni anlatti. O:"Korkma! Artik zâlim milletten kurtuldun"dedi. iki kadindan biri:"Babacigim, onu ücretli olarak tut. Ücretle tuttuklarinin en iyisi bugüçlü ve güvenilir adamdir, dedi. Kadinlarin babasi bana sekiz yilçalismana karsilik bu iki kizimdan birini sana nikâhlamak istiyorum.Eger on yila tamamlarsan, o senden bir lütuf olur. Ama sana agirlikvermek islemem. insallah beni iyi kimselerden bulacaksin" dedi. Musa:"Bu seninle benim aramdadir. Bu iki süreden hangisini doldurursamdoldurayim, bir kötülüge ugramayacagim. Söylediklerimize Allahvekildir" dedi" (el-Kasas, 28/25-28). <br><br>Ibn-i Kesir söyle diyor:"Kizlarin babasinin kim oldugu hakkinda görüs ayriligi vardir. BununSuayb (a.s), oldugu hususunda kanaatler vardir. Ulemanin çogunlugu dabu görüstedir. Hasan Basri, Malik b. Enes'den naklolunan bir rivayetidelil getirerek diyor ki: Hz. Suayb kavmi helâk olduktan sonra uzun birömür yasamis, tâ ki Musa (a.s)'a ulasmis ve kizini ona nikâhlamistir. <br><br>Hz.Suayb (a.s)'in kiziyla nikâhlandiktan sonra Musa (a.s), Medyen'dekalip, haniminin mehri olmak üzere on yil koyun güttü. Bir rivayetegöre, Peygamberimize tam olarak ne kadar çalistigi sorulmus; o da onsene oldugunu buyurmustur. Buradan anlasildigi üzere, tam on yilçobanlik yapmistir.EDITOR}
|
|||
|
03-31-2007, 11:34 AM
Mesaj: #26
|
|||
|
|||
|
RE: Peygamberlerimizin tarihi
{EDITOR=<div class="post">Hz. Musa (a.s) ya Peygamberliginin Bildirilmesi <br><br>Musa(a.s) Medyen'de on sene kalip mehrini tamamladiktan sonra, Misir'adönmeye karar verdi. Ailesiyle birlikte yola koyuldu. Karanlik ve sogukbir gecede yolu sasirdi ve dag geçidinin yolunu bir türlü bulamadi.Çakmak tasiyla bir seyler tutusturmaya çalisti, basaramadi. Soguk iyicesiddetlendi. Kansi da hamileydi ve dogum zamani da yaklasmisti. Musa(a.s) ve ailesinin gerçekten yardima ihtiyaci vardi. Kur'an-i Kerim'de,bu olay söyle anlatiliyor: "Musa, süreyi doldurunca ailesiyle birlikteyola çikti. Tür tarafindan bir ates gördü. Ailesine: "Durunuz, ben birates gördüm; belki oradan size bir haber veya tutusmus, bir odungetiririm de isinabilirsiniz" dedi. Oraya gelince, kutlu yerdekivadinin sag yanindaki agaç cihetinden: "Ey Musa! süphesiz ben âlemlerinRabbi olan Allah'im " diye seslenildi. "Degnegini at!." Musa, degneginyilan gibi hareketler yaptigini görünce, dönüp arkasina bakmadan kaçti."Ey Musa! Dön, gel. Korkma. süphesiz güvende olanlardansin" denildi."Elini koynuna koy, lekesiz, bembeyaz çiksin. Korkudan açilan kollarinikendine çek! Bu ikisi Firavun ve erkânina karsi Rabbinin iki delîlidir.Dogrusu onlar yoldan çikmis bir millettir" denildi. Musa: "Rabbim!Dogrusu ben onlardan bir cana kiydim. Beni öldürmelerinden korkarim.Kardesim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu, benidestekleyen bir yardimci olarak benimle gönder, çünkü beniyalanlamalarindan korkarim" dedi, Allah: "Seni kardesinledestekleyecegiz, ikinize bir kudret verecegiz ki, onlar size eluzatamayacaklardir. Ayetlerimizle ikiniz ve ikinize uyanlar üstüngeleceklerdir" dedi" (el-Kasas, 28/29-35). <br><br>Tâhâ sûresinin ilkayetlerinde, Allah Teâlâ ile Musa (a.s) arasinda geçen konusma, dahaayrintili bir sekilde verilir. su ayetler Allah Teâlâ'nin Musa (a.s)'yirasul olarak görevlendirdigi zamanin anlasilmasinda yardimci oluyor:"Ben seni seçtim, artik vahyolunani dinle. süphesiz ben Allah'im.Benden baska ilâh yoktur. Bana kulluk et, Beni anmak için namaz kil!"(Tâhâ, 20/13-14). <br><br>Ve daha sonra Allah Teâlâ, Musa (a.s)'yasöyle buyuruyor: "Firavun'a gidin; dogrusu o azmistir. Ona yumusak sözsöyleyin, belki ögüt dinler veya korkar" (Tâhâ, 20/43-44). <br><br>AllahTeâlâ'nin, Musa (a.s)'ya bunu emretmesinden sonra, Musa (a.s) ileFiravun arasinda amansiz bir mücadele de baslamis oluyordu. Hak ilebâtil'in amansiz savasi. Bütün peygamberlerin birbirlerine mirasbiraktiklari tevhid mücadelesi... <br><br>Hz. Musa (a.s), AllahTeâlâ'nin bu emriyle Firavun'a gitti. Onu güzellikle Allah'a imanetmeye davet etti: "Musa: Ey Firavun! Ben âlemlerin Rabbininpeygamberiyim! Bana Allah'a karsi ancak gerçegi söylemek yarasir. SizeRabbinizden bir mucize getirdim, israilogullari'ni benimle berabersaliver" (el-A'raf, 7/104-105). <br><br>"Firavun: "Musa! Rabbinizkimdir?" dedi. Musa: "Rabbimiz, her seye ayri bir özellik veren, sonradogru yola eristirendir" dedi" (Tâhâ 20/49-50). <br><br>Firavun, budavete icabet etmedi ve direndi. Musa (a.s)'yi zindana atmakla tehditetti. Musa (a.s)'da Firavun'a, belki iman eder diyerek, ispat edici birdelil getirmek istedi. Asasini yere atti, kocaman bir yilan oldu. Elinikoynuna sokup çikardi, gözleri kamastiran bir günes parçasi oluverdi.Musa (a.s)'nin gösterdigi bu mucizeler karsisinda Firavun gerçektenkorkmustu. Bunun üzerine o da sihirbazlarini toplayip, Musa'yi maglupetmeyi kararlastirdi. Ülkesindeki bütün ünlü sihirbazlari çagirtti veonlardan Musa (a.s)'nin yaptiklarindan daha büyük bir sihir yapmalariniistedi. Onlarda hazirlandilar ve bir gün kararlastirdilar. O güngelince de halkin gözleri önünde Musa (a.s) ile yarismaya basladilar. <br><br>"Sihirbazlar:"Ey Musa! Marifetini ya sen ortaya koy veya biz koyalim" dediler. Musa:"Siz koyun"dedi. Sihirbazlar marifetlerini ortaya koyunca, insanlaringözlerini sihirlediler ve onlari ürküttüler, büyük bir sihir yaptilar.Biz de Musa'ya: "Asani koyuver" dedik o da koyuverdi. Hemen onlarinuydurduklarini yutmaya basladi. Hak tahakkuk etti. Onlarin yaptiklaribosa gitti. iste orada yenildiler, küçük düstüler. Sihirbazlar secdeyekapanip: "Âlemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandik" dediler"(el-A'râf, 7/115-122). <br><br>Sihirbazlarin iman etmeleri, Firavun'uçok kizdirdi. Onlari öldürmekle tehdit etti. iste küfür, acizligini buolayla bir kere daha ortaya koymus oldu. <br><br>Gelisen bu olaylar,Firavun'u yola getirecegi yerde, onu daha çok azdirdi. Ve Musa (a.s)ile kavmini ortadan kaldirmadikça rahata kavusamayacagina inanip, buarzusunu yerine getirmeye çalisti. Musa (a.s), Firavun ve kavmini,imana çagirmaya devam etti. Firavun inkâr ettikçe, Allah Teâlâ onunkavmine tufan, çekirge, hasarat, kurbaga, kan gibi çesitli azablargönderdi. Ancak bunlarin hiç biri, Firavun ve kavmini yola getirmedi. <br><br>Firavun,küfür ve inadinda, israr ve Musa (a.s)'nin davetine de icabet etmemeyedevam etti. Allah Teâlâ, Musa (a.s)'ya israilogullarini bir geceMisir'dan çikarip Filistin diyarina gotürmesini vahyetti. Bir gece Musave kavmi sehirden çikip, Süveys halici boyunca Kizildeniz'e yöneldiler.Firavun sehirde israilogullarindan hiç bir iz göremeyince, kaçtiklarinianladi ve bütün ordusunu seferber ederek, peslerine düstü. Firavunordusunun çok kalabalik oldugu rivayet edilmektedir. Firavun iki günsonra israilogullarina yetisti. israilogullarinin önlerinde geçilmesimümkün olmayan bir deniz arkalarinda kocaman bir ordu vardi.israilogullari "Yakalandik yâ Musa" diye yakinmaya basladilar. Kur'ân-iKerim'de olay söyle anlatiliyor: "Musa: "Hayir, Rabbim benimleberaberdir, bana elbette yol gösterecektir"dedi. Bunun üzerine Biz Musaya: "Degneginle denize vur" diye vahyettik. Hemen deniz ikiye ayrildi,her parçasi yüce bir dag gibiydi. iste oraya geridekileri deyaklastirdik. Musa ve beraberinde bulunanlarin hepsini kurtardik"(es-suara, 26/62-65). <br><br>"Firavun, ordusuyla onlari takib etti. Deniz de onlari içine aliverdi. Hem de ne alis!" (Tâhâ, 20/78). <br><br>Kur'an-iKerim'de Allah Teâlâ, bir zâlimin, kâfirin sonunu böyle anlatiyor; vebir kavmi nasil kurtardigini da. iste Hak, Bâtil'in tepesine böyleinip, onu ortadan kaldirabiliyor. <br><br>Firavun ordusu, bir tek kisikalmamacasina yok oldu. Firavun ise, ölümün geldigini anlayinca imanettigini açikladi: "Firavun bogulacagi anda: "israilogullarinininandigindan baska tanri olmadigina inandim, artik ben de ona teslimolanlardanim" dedi. Ona: "simdi mi (inandin)? Daha önce baskaldirmis vebozgunculuk etmistin"dendi" (Yunus, 10/90, 91). <br><br>Bu olaydansonra Allah Teâlâ, Hz. Musa (a.s)'ya kavmiyle birlikte Beyti Makdis'eyönelmelerini emretti. Yola koyuldular. Çölde su bulamayip, siddetlibir susuzluga kapildilar. Gelip Musa (a.s.)'a sitem ve sikayettebulundular. Allah, Musa (a.s)'a, âsâsini tasa vurmasini emretti.Vurunca tasin oniki yerinden su fiskirdi. Her Yahudi kabilesine birgöze düsüyordu. Onlar bu gözelerden kana kana içtiler, susuzluklarinigiderdiler. Allah Teâlâ israilogullarina, gökten kudret helvasi vebildircin eti de gönderdi. Fakat israilogullarinin o ikiyüzlülükleri,bütün bu nimetlere ragmen, kendini burada da ortaya çikardi. Bir tekyemekle yetinemeyeceklerini söylediler: "Ey Musa! Bir çesit yemegedayanamayacagiz. Bizim için Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdigisebze, kabak, sarmisak, mercimek ve sogan yetistirsin" demistiniz de,"hayirli olani daha düsük seyle mi degistirmek istiyorsunuz? Bir sehreinin, orada süphesiz istediginiz vardir" demisti" (el-Bakara, 2/61). <br><br>SonraAllah Teâlâ Hz. Musa'ya, Filistin'e gitmeyi emretti. Orada Heysanilerinkalintilari ve Kenanlilardan meydana gelen zalim bir topluluk ilekarsilastilar. Musa (a.s) kavmine, buraya girip bu zalimlerlesavasmalarini, ve onlari bu mukaddes beldeden çikarmalarini emretti.Fakat, israilogullari buna cesaret edemedi: "Ey Musa! "Onlar oradaoldukça biz asla oraya girmeyecegiz. Sen ve Rabbin gidin savasin,dogrusu biz burada oturacagiz" demislerdi" (el-Maide, 5/24). <br><br>Çünküisrailogullari, Firavun ülkesinde zillet ve adilige, asagilanmayaalismislardi. Onlar için bazi degerleri ele geçirmek için savasmak, birmanâ tasimiyordu. Allah'da onlari Tih çölüne atti ve yollarinisasirtti. Kavmine söz geçiremediginden yakinan Musa'ya, Allah Teâlâ:"Orasi onlara kirk yil haram kilindi. Yeryüzünde saskin saskindolasacaklar. Sen, yoldan çikmis bir millet için tasalanma" dedi"(el-Maide, 5/26). <br><br>Zamanla, bu zillet içinde yasayan nesil,yerini hürriyetle yetisen ve izzetle yasayan bir nesile terketti.Bunlar da bir müddet sonra Arz-i Mukaddes'e girmeye muvaffak oldular. <br><br>israilogullari,bu kirk yil içinde çok çesitli sapikliklarda bulundular. Hz. Musa'ninTur daginda kirk gün geçirdigi bir zamanda, Sâmirî isimli bir sahsinimal ettigi ve "iste sizin de Musa'nin da tanrisi" dedigi altindan birbuzagiya tapmaya basladilar. Musa (a.s) döndügünde onlari buzagiyatapinir görünce çok üzüldü. Harun (a.s)'a çikisti. israilogullari'nibuzagiya tapinmaktan vazgeçirmeye çalisti. israilogullari ise, herfirsatta iki yüzlülüklerini sergilediler (Sâmirî olayi bak. Daha fazlabilgi için bk. Sâmirî mad.). Musa (a.s), hayati boyunca tevhid yolundamücadele etti. Bu ugurda pek çok eziyetle karsilasti. Yurdundançikarildi, ölümle tehdit edildi ve etrafinda kendisiyle beraber, inananpek az insan bulabildi. <br><br>Musa (a.s), Tih çölünde, Harun(a.s)'dan sonra öldü. israilogullarini Arz-i Mukaddes'e sokamadi.Öldügünde yüz yirmi yasinda idi. Buhârî, onun ölümü ile ilgili olaraksunlari rivayet ediyor: "Ölüm melegi geldiginde, Musa (a.s) onun yüzünedikkatle bakti. Canini almaya gelen Azrail (a.s) korktu ve gözükarardi. Sonra: "Yarabbi, beni bir kuluna gönderdin ki, ölmekistemiyor" diye tazarru eyledi. Allah Teâlâ, o hali üzerindenkaldirarak, tekrar Musa'ya gönderdi: "Söyle, sayili olmak sartiylaistedigi kadar yasasin". Hz. Musa: "Yarabbi, sonra ne olacak?" dedi."Öleceksin" buyuruldu. "Öyle ise ölüm simdi gelsin" niyazinda bulundu.Sonra Allah Teâlâ'dan, kendisini bir tas atimi Beyti Makdis'eyaklastirmasini, orada ölmesini ve oraya gömülmesini istedi. EbuHureyre (r.a) söyle diyor: "Rasulullah (s.a.s): "Eger ben sizinleberaber orada bulunsaydim, onun yol kenarinda ve kizil bir kumtepesinin yaninda bulunan kabrini size gösterirdim" buyurdu".</div> <table style="table-layout: fixed;" border="0" width="100%"><tbody><tr> <td colspan="2" class="smalltext" width="100%"> <br></td> </tr><tr> <td class="smalltext" id="modified_2583" valign="bottom"> <br></td> <td class="smalltext" align="right" valign="bottom"> <br></td></tr></tbody></table>EDITOR}
|
|||
|
03-31-2007, 11:35 AM
Mesaj: #27
|
|||
|
|||
|
RE: Peygamberlerimizin tarihi
{EDITOR=HZ. ISHÂK (a.s) <br><br>Ibrahim (a.s)'in Hz. Sâre'den dogan ikinci oglu. <br>Hz.Sâre'nin çocugu olmadigi için kocasina cariyesi Hacer'i hediyeetmistir. Hz. Hacer Hz. ismail'i dogurunca, Hz. Sâre üzülmüstür. Hz.ibrahim yüz yirmi yasinda Hz. Sâre doksan yasinda iken Allah'in birlutfu ve mucizesi olarak ishâk (a.s) dogmustur (bk. Hâkim, Müstedrek,11, 556). <br><br>Kur'an-i Kerim'de bu olay söyle anlatilir: "Andolsun ki, elçilerimiz ibrahim'e müjde ile gelip; "Selâm", dediler. O da"Selâm" dedi ve eglenmeden gidip kizartilmis bir buzagi getirdi.Onlarin ellerinin buna uzanmadigini görünce hoslanmadi ve kalbine birkorku geldi. Onlar "korkma biz lût kavmine gönderildik" dediler.ibrahim'in ayakta duran zevcesi güldü. Biz de ona ishak'i ardindan datorunu Yâkub'u müjdeledik. Kadin "vay, kendim koca bir kari, suzevcimde bir ihtiyar iken ben mi doguracakmisim? Bu dogrusu peksasilacak bir is" dedi. Melekler "ey evin hanimi. Allah'in rahmeti vebereketleri üzerinize olmusken, nasil Allah'in isine sasacaksin. OHamid ve Meciddir" dediler (Hûd, 11 /73). <br><br>Ishâk (a.s)'in tarihkitaplarinda anlatilari semâili söyledir. Uzun boylu, kara gözlü,bugday benizli, yüzü güzel, konusmasi düzgün, saçi, sakali bembeyazdi.Siret ve sureti babasi ibrahim (a.s)'a benzerdi (Hâkim, Müstedrek, 11,557). Hz. ishâk'in Yakub ve 'Ays adinda iki oglu olmustur. Yakub (a.s)daha güzel yüzlü, daha düzgün konusmali ve zarafet ve güzelligi dahaçok olandi. Ays, Rumlarin yasadigi bölgede ikamet etmisti (Hâkim,Müstedrek, l l, 557). <br><br>Ishâk (a.s) Kur'an-i Kerim'de deövülmüstür: "Ey Muhammed; güçlü ve anlayisli olan kullarimiz ibrahim,ishâk ve Yakub'u da an! Biz onlari âhiret yurdunu düsünen samimikimseler kildik. Dogrusu onlar bizim yanimizda seçkin, iyi kimselerdir"(Sâd, 38/45-47). ishâk (a.s) babasinin ölümünden sonra Sam bölgesinepeygamber olarak vazifelendirilmis, Allah'u Teâlâ onu seçkin ve hayirlibir insan eylemistir. <br><br>"Ibrahim'e salihlerden bir peygamberolmak üzere de ishâk'i müjdeledik. Hem ona hem de ishâk'a feyz vebereketler verdik. Her ikisinin neslinden iyi hareket edeni de vardir,nefsine apaçik zulmedeni de vardir" (es-Sâffât, 37/112, 113). <br><br>Hz.Ishak rivayete göre yüzaltmis yaslarinda bu günkü Filistin'in bulundugubölgede Kudüs yakinlarinda vefat etmis, babasi ibrahim (a.s)'inMezradaki kabrinin yanina defnedilmistir (ibnu'l-Esîr el-Kâmil fi't-Tarih, 1, 127)EDITOR}
|
|||
|
03-31-2007, 11:35 AM
Mesaj: #28
|
|||
|
|||
|
RE: Peygamberlerimizin tarihi
{EDITOR=<div class="post">Hz.YÛNUS (a.s) <br><br>Adi Kur'ân'da geçen peygamberlerden biri. <br>Soyu,Bünyamin vasitasiyla Ya'kûb (a.s)'a ve onun vasitasiyla de ibrâhim(a.s)'a dayanmaktadir. Bazi alimlerin naklettigine göre, isa (a.s)annesinin adiyla isa b. Meryem diye anildigi gibi, Yûnus (a.s) daannesinin adiyla Yûnus b. Matta diye anilmaktadir. (ibn Sa'd,Tabakatü'l-Kübra, Beyrut 1957, I, 55). Buhârî'nin verdigi bilgiye göreise, bu görüs yanlistir. Aslinda Matta, Yûnus (a.s)'in annesinin degil,babasinin adidir. Yani Yûnus (a.s), Yûnûs b. Matta diye anilinca,babasinin adiyla anilmis olur (ez-Zebîdî, Sahihi Buhârî MuhtasariTecridi Sarih Tercemesi ve serhî, trc: Kamil Miras, Ankara, 1971, IX,152). <br><br>Yûnus (a.s)'in Ya'kub (a.s)'in torunlarindan oldugu, Kur'ân'da söyle haber verilistir: <br><br>"Nûh'ave ondan sonra gelen peygamberlere vahyettigimiz gibi, sana davahyettik. Nitekim ibrâhim'e, ismail'e, ishâk'a, Yakub'a, torunlarina,isa'ya, Eyyûb'a, Yûnus'a, Harûn'a, Süleyman'a da vahyetmis ve Davud'ada Zebûr'u vermistik" (en-Nisâ, 4/163). <br><br>Bu âyette ifâdeedildigi gibi isâ (a.s), Eyyûb (a.s), Harun (a.s) ve Süleyman (a.s)'daYunus (a.s) ile ayni soydan, Yakub (a.s)'in torunlarindandirlar. <br><br>Yûnus(a.s)'in nüfusu yüz bini askin bir sehrin halkina uyarici ve tevhideçagrici bir peygamber olarak gönderildigi, Kur'ân'da söyle geçmektedir:<br><br>"Ve onu yüz bin Insana, ya da daha fazla olanlara peygamber gönderdik" (es-Saffat, 37/147). <br><br>O'nunpeygamber olarak gönderildigi bu yerin Ninova sehri oldugunakledilmistir. Ninova sehri, Dicle nehrinin kiyisinda, simdikiMusul'un yerinde bulunmaktaydi. Bu beldenin Insanlari küfrün içindebulunuyorlardi ve putlara tapmakta idiler. Yûnus (a.s) onlari küfürdenve putperestlikten nehyetmek bir de onlara, küfürlerinden dolayi tevbeetmelerini, Yüce Allah'in varligina ve birbirine inanmalarini emretmeküzere gönderilmisti (ez-Zemahserî, el-Kessâf, Kahire, t.y., V, 126;et-Taberî, Tarih, Misir 1326, II, 42). <br><br>Yûnus (a.s)'in adi,Kur'ân'in çesitli yerlerinde geçmekle berâber, Kur'ân'daki sûrelerdenbirine isim olarak verilmistir. Kur'an'in onuncu sûresinin adi, Yûnussûresidir. <br><br>Yûnus (a.s) milletini otuz üç yil Allah'a imânetmeye, küfürden kurtulmaya davet etti, tebligde bulundu vepeygamberlik vazifesini yerine getirdi. Ancak sadece iki kisi ona imânetti (ibn Esir, el-Kâmil, Beyrut 1965, I, 360; Sahihi Buhâri ve TecridiSarih Tercümesi, IX, 152). <br><br>Milletinin bu sekilde küfürdedirenmesi ve imâna gelmemesi, Yûnus (a.s)'in zoruna gitti. Yüce Allahonun bu kizginligini ve bunun neticesinde milletini terketmeyekalkismasini söyle haber vermistir: <br><br>"Zünnûn (Yûnus)'a gelince,o, öf keli bir halde geçip gitmisti. Bizim kendisini aslasikistirmayacagimizi zannetmisti. Nihâyet karanliklar içinde; "Sendenbaska hiç bir ilâh yoktur. Seni tenzih ederim. Gerçekten benzalimlerden oldum!" diye niyaz etti." (el-Enbiyâ, 21/87). <br><br>Buâyette Yûnus (a.s)'dan Zünnûn diye bahsedilmistir. Zünnûn, balik sahibidemektir. Kur'ân'in baska bir yerinde de, Yûnus (a.s) bu lakablaanilmistir: <br><br>"Sen Rabbinin hükmünü sabirla bekle. Balik sahibi(Yunus) gibi olma. Hani, o dertli dertli Rabbine niyaz etmisti"(el-Kalem, 68/48). <br><br>Hem bu âyette hem de yukaridaki âyetteYûnus (a.s)'in sabretmemesine, Allah'in emri olmadan milletiniterketmeye kalkismasina isâret edilmistir. Onun bu hali üzerine, YüceAllah söyle buyurmustu: <br><br>"O halde, peygamberlerden azim sahibi olanlarin sabrettigi gibi sen de sabret" (el-Ahkâf, 46/35). <br><br>Allah'inmüsaadesi olmadan Yûnus (a.s)'in ayrilmaya kalkismasi, iyi neticevermemisti. Ninova'dan ayrilmak için bir gemiye binmisti. Gemininbatmaya yüz tutmasi üzerine, hafiflemesi için yolculardan birinin suyaatilmasi gerekti. Kimin suya atilacagini tesbit için kur'a çekildi vekur'a Yûnus (a.s)'a isâbet etti. Bu durum kur'ân'da söyle haberverilmistir: <br><br>"Gemide onlarla karsilikli Kur'a çektiler de yenilenlerden oldu" (es-Saffat, 37/141). <br><br>isindaha acisi, Yûnus (a.s) denize atildiktan sonra bir balik onu yutmustu.Yüce Allah Kur'ân'da onun bu durumunu söyle haber vermistir: <br><br>"Yûnus, (Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrildigi için) kendisi kötülüklerken, onu bir balik yuttu" (es-Saffat, 37/142). <br><br>Burada Yûnus (a.s) hatasini anlamis ve nefsini kinamaya baslamisti. Baligin karnindaki karanliklarda: <br><br>"Sendenbaska ilâh yoktur. Sen eksikliklerden uzaksin, yücesin. Ben zalimlerdenoldum!" (el-Enbiyâ, 21/87) diye dua etmeye ve Allah'a yalvarmayabasladi. Bu sekilde imân ve inançla Allah'a siginmasi neticesinde, YüceAllah onu affetmisti (el-Maverdî, en-Nuketu ve'l-Uyûnu, Beyrut 1992,III, 465 vd). Yûnus (a.s)'in duasinin kabul edildigi ve Allahtarafindan bagislandigi, Kur'ân'da söyle dile getirilmistir: <br><br>"Biz de onun duasini kabul ettik ve onu tasadan kurtardik. iste biz, Insanlari böyle kurtaririz" (el-Enbiyâ, 21/88). <br><br>"Egertesbih edenlerden olmasaydi, (Insanlarin) yeniden diriltilecekleri günekadar onun karninda kalirdi" (es-Saffat, 37/143, 144). <br><br>Gücüher seye yeten Yüce Allah, baligin karnindaki Yûnus (a.s)'i öldürmedi.Bir süre sonra balik onu agzi ile sahile birakmisti. Onun kurtulus vedaha sonraki hafi, Kur'ân'da söyle haber verilmistir: <br><br>"(Amabaligin karninda bizi andi, tesbih etti), biz de onu hasta bir haldeagaçsiz, bos bir yere attik ve üzerine (gölge yapmasi için) kabaktüründen bir agaç bitirdik" (es-Saffat, 37/145, 146). <br><br>Yûnus(a.s)'in Allah tarafindan affedilmesi ve büyük bir tehlikedenkurtarilmasi, Kur'ân'in baska bir yerinde dile getirilmistir: <br><br>"SenRabb'inin hükmüne sabret, balik sahibi (Yûnus) gibi olma. Hani o,sikintidan yutkunarak (Allah'a) seslenmisti. Eger Rabb'inden ona birnimet yetismeseydi, yerilerek çiplak bir yere atilirdi. Fakat (böyleolmadi), Rabb'i onun duasini kabul etti de onu salihlerden kildi"(el-Kalem, 68/8, 49, 50). <br><br>Yûnus (a.s)'i bu sikintilardankurtaran Yüce Allah, onun milletine de neticede hidâyeti nasib etti.Onlar da sonunda Allah'a imân edip tevhid'e sarildilar. Onlarin tevbeedip hakka dönüslerini ifâde eden âyetin meâli söyledir: <br><br>"inandilar, biz de onlari bir süreye kadar geçindirdik" (es-Saffat, 37/148). <br><br>Yûnus(a.s)'in milletinin bu sekilde tevbe etmeleri, küfürden dönüp Allah'ainanmalari, Allah tarafindan övülmüs, methedilmistir: <br><br>"Keske(azabi gördükten sonra) inanip da, inanmasi kendisine fayda veren birmemleket olsaydi! (Azabi gördükten sonra inanmak, hiç bir memleketeyarar saglamamistir). Yalniz Yûnus'un kavmi, (azab henüz inmeden önce)inaninca, dünya hayatinda onlardan rezillik azabini kaldirmis ve onlaribir süre daha yasatmistik" (Yûnus, 10/98). <br><br>Yûnus (a.s)'in faziletli bir Insan oldugu, Yüce Allah tarafindan söyle haber verilmistir: <br><br>"ismâil, el-Yesa', Yunus ve Lut'a da (yol gösterdik). Hepsi iyilerden idiler" (el-En'âm, 6/86). <br><br>Hz. Muhammed (s.a.v) de onu söyle övmüstür: <br><br>"Her kim ben Yûnus b. Mattâ'dan hayirliyim derse, yalan söylemistir" (Buhârî, Tefsiru süre 6, 4). <br><br>Yûnus(a.s) da, diger peygamberler gibi, Insanlari küfrün serrinden nehyetmisve Allah'a imân etmeye davet etmistir. inanan Insanlar için, onunhayatindan alinacak çesitli ibretler vardir.</div> EDITOR}
|
|||
|
03-31-2007, 11:36 AM
Mesaj: #29
|
|||
|
|||
|
RE: Peygamberlerimizin tarihi
{EDITOR=<div class="post">HZ. UZEYR (a.s) <br><br>israilogullarina(Yahudilere) göre meshur bir peygamber olan Üzeyr (a.s)'in adi Kur'an-iKerîm'de geçmektedir. Fakat Islâm'a göre onun peygamber olup olmadigihususunda ihtilaf vardir. <br>Üzeyr (a.s)'in adi hakkinda da alimlerinfarkli yorumlari vardir. Bazi alimlere göre onun adi Arapça birisimdir. Diger bazi alimlere göre ise, Üzeyr kelimesi Arapça degil,ibranicedir (el-Ukberî, imlau ma menne bihi'r Rahman, Misir, 1961, II,7). <br><br>ibranice'de Üzeyr kelimesinin karsiligi "Azra"dir.Tevrat'in bu dildeki nüshasinda böyle geçmektedir (Biblio Hobraica,nsr. Rud. Kittel, Stuttgart,1952; Esra, VII,1; Nehemio, VIII,13). <br><br>Üzeyr (a.s), Harun Peygamber'in neslinden gelmektedir (es-Sa'lebî, el-Arais, Misir, 1951, 344). <br><br>Üzeyr(a.s)'in adi, Kur'an-i Kerîm'de bir yerde geçmektedir: "Yahudiler.'Üzeyr, Allah'in ogludur; dediler. Hristiyanlar da: Mesih Allah'inogludur', dediler. Bu, onlarin agizlariyla geveledikleri sözlerdir.(Sözlerini), önceden inkâr etmis(olan müsrik)lerin sözlerinebenzetiyorlar. Allah onlari kahretsin, nasil da (haktan batila)çevriliyorlar!.. Hahamlarini ve rahiplerini Allah'tan ayri rehberedindiler, Meryem oglu Mesîh'i de. Oysa kendilerine yalniz tek Tanriolan Allah'a ibâdet etmeleri emredilmisti. Ondan baska ilâh yoktur. O,onlarin ortak kostuklari seylerden münezzehtir" (et-Tevbe, 9/30, 31). <br><br>Buradasöz konusu olan Üzeyr (a.s) hakkinda çesitli rivâyetler vardir. Enmeshuru ibn Abbas'in rivâyetidir. Buna göre, Yüce Allah isrâilogullarinin elinde bulunan Tevrat'i onlardan aldi. Tevratin içindebulundugu sandigi kaybettiler. Ayni zamanda Tevrat zihinlerinden desilindi. israil ogullari buna çok üzüldüler. Bilhassa Üzeyr (a.s)Allah'a çok ibâdet etti; O'na yalvarip yakardi. Allah'tan inen bir nur,onun kalbine girdi. Unutmus oldugu Tevrat'i hatirladi. Ondan sonraTevrat'i yeniden israil ogullarina ögretti. Daha sonra Tevrat'in içindebulundugu sandik bulundu. Bunun üzerine Üzeyr (a.s)'in ögrettigininaslina uygun oldugunu gördüler. Bunun üzerine Üzeyr (a.s)'i çoksevdiler. Fakat bu hususta asiri gittiler. "O, olsa olsa Allah'inogludur" dediler (ibn Cerir et-Taberî, Camiu'l-Beyân, Misir,1951,X,111). Bu âyetler, onlarin bu hususta asiri gitmelerini veHristiyanlarin da, isâ (a.s) Allah'in ogludur diye söylemelerinireddetme mahiyetinde nazil olmustur. Onlarin bu sözlerinin batil olduguanlatilmis ve Yüce Allah'in, onlarin bu iddialarindan münezzeh olduguifâde edilmistir (el-Beydâvî, Envaru't-Tenzîl ve Esraru't Te'vîl,Misir, 1955, I, 196). <br><br>Yahudilerin bu hususta asiri gitmeleri,Kur'an'in baska yerlerinde de tenkid edilmistir. "Vay haline okimselerin ki, Kitabi elleriyle yazip, az bir paraya satmak için, "BuAllah'in katindandir. " derler. Ellerinin yazarligindan ötürü vayhaline onlarin! Kazandiklarindan ötürü vay haline onlarin!" (el-Bakara,2/79) mealindeki âyette Yahudiler kasdedilmektedir. Onlarin Tevrat'itahrif ettikleri, ondan sonra kendileri tarafindan yazilan bir kitabiAllah'in kitabi diye tanitmalari söz konusudur. Onlar bu sekilde kitabyazmislar, Allah'in kelâmi olarak ileri sürmüsler ve bununla menfaatile nüfûz saglamaya çalismislardir. Bu âyette, onlarin bu yaptiklaritenkid edilmektedir (Muhammed Ali es-Sâbûnî, Safvetu't-Tefâsir,istanbul, 1987, I, 71 vd). <br><br>Asagidaki âyette de, Yahudilerin bu durumu tenkid edilmistir: <br><br>"Onlardanbir grup, okuduklarini kitaptan sanasiniz diye kitabi okurken,dillerini egip bükerler. Halbuki okuduklari, kitaptan degildir.Söyledikleri Allah katindan olmadigi halde, "Bu, Allah katindandir. "derler. Onlar bile bile Allah'a iftira ediyorlar" (Âlu imran, 3/78). <br><br>ibnAbbas (r.a)'dan nakledildigine göre, bu ayette de Yahudilerkasdedilmektedir. Buna göre, onlar Allah'in kelâmini kaybetmisler.Kendi uydurduklarini Allah'in kelami olarak tanitmaya çalismislar.Onlarin bu yaptiklari yalan ve uydurmadir (ez-Zemahserî, el-Kessâf,Kahire,1977, I, 182 vd.). <br><br>Üzeyr (a.s) ile ilgili bulundugu söylenen diger bir ayet de söyledir; <br><br>"Yahutgörmedin mi o kimseyi ki, evlerinin çatilari duvarlari üzerine çökmüs(yikik dökük olmus) issiz bir kasabaya ugradi. "Ölümünden sonra Allahbunlari nasil diriltir acaba!" dedi. Hemen Allah onu öldürdü, yüz senesonra tekrar diriltti. "Ne kadar kaldin burada?" dedi. "Bir gün yahutbir kaç saat" dedi. Allah ona: "Bilakis yüz sene kaldin. Yiyecegine veiçecegine bak, henüz bozulmamistir. Bir de esegine bak. Seni Insanlariçin bir âyet (ibret isâreti) kilalim diye (yüz sene ölü tuttuk sonratekrar dirilttik). simdi sen kemiklere bak, onlari nasil birbiri üstünekoyuyor, sonra ona nasil et giydiriyoruz. " dedi. Durum kendisinceanlasilinca, "süphesiz Allah'in her seye kadir oldugunu bilmeliyim"dedi (el-Bakara, 2/259). <br><br>Bu ayette söz konusu olan zatin kimoldugu hususunda çesitli rivâyetler vardir. Fakat alimlerinekseriyetine göre bu zat, Üzeyr (a.s)'dir (el-Beydâvî, Envaru't-Tenzîl,I, 57). <br><br>Hz. Muhammed (s.a.s), Üzeyr (a.s)'in peygamber olupolmadigi hususunda söyle buyurmustur: "Bilmiyorum, Üzeyr peygambermidir, degil midir?" (Ali Nasif et-Tâc, III, 302). Bundan dolayi Islâminancinda Üzeyr (a.s)'in peygamberligi ihtilafli kabul edilmistir. <br><br>Peygamberolsun veya olmasin, Üzeyr (a.s) Allah'a tam manasiyla inanmis, kamilimân sahibi olan bir zatti. Hayati boyunca, Allah'in rizasini kazanmakiçin serden kaçmis, hayra kosmustur. Çevresindeki Insanlari da busekilde inanmaya ve Allah'in emir ile yasaklarina riâyet etmeye davetetmistir. </div> <table style="table-layout: fixed;" border="0" width="100%"><tbody><tr> <td colspan="2" class="smalltext" width="100%"> <br></td> </tr><tr> <td class="smalltext" id="modified_2586" valign="bottom"> <br></td> <td class="smalltext" align="right" valign="bottom"> <img src="http://www.safransoft.net/Themes/ayisigi/images/ip.gif" alt="" border="0"></td></tr></tbody></table>EDITOR}
|
|||
|
03-31-2007, 11:36 AM
Mesaj: #30
|
|||
|
|||
|
RE: Peygamberlerimizin tarihi
{EDITOR=Hz. ZULKIFL (a.s) <br><br>Kur'ân'da adi geçen peygamberlerden biri. <br>Kur'ân'daiki yerde kendisinden bahsedilmektedir: "ismâil, idris ve Zülkifl,hepsi sabredenlerdendi. Onlari rahmetimize soktuk. süphesiz onlar saliholanlardandi" (el-Enbiyâ, 21/85, 86). <br><br>Âyette geçen "Zülkifl"adi degil lakabidir ve "nasib ve kismet sahibi" anlamina gelir. Fakatburada dünyevî zenginligi degil, onun üstün kisiligini ve âhirettekiderecesini kastetmek için kullanilmistir. Onun gerçek adi hakkinda çokfarkli rivayetler vardir. Yahudiler O'nun, israilogullarinin esâretisirasinda peygamber tayin edilen ve vazifesini Habur irmagiyakinlarinda bir bölgede yapan Hereksel oldugunu iddia etmislerdir.Âlimlerin bir kismi da onun Eyyub (a.s)'in kendisinden sonra peygamberolan Bisr adindaki oglu oldugunu söylemislerdir. Fakat bu görüslerinhiç biri kesinlik derecesine sahip degildir. <br><br>Zülkifl (a.s)'inpeygamber olmadigi söyleyenler olmussa da, âlimlerin ekseriyetine görepeygamberdir ve makbul olan görüs de budur (el-Kurtubî, el-Cami'liAhkâmi'l-Kur'ân, Kahire 1967, XI, 327 vd.; el-Alusî, Ruhu'l-Meânî,Beyrut t.y., XVII, 82; el-Mevdudî, Tefhimu'l-Kur'ân, istanbul 1991,III, 327). <br><br>Yüce Allah Eyyûb (a.s)'in kissasini arzettiktensonra, peygamberlerinden bazilarini anmis ve onlari övmüstür. insanlaritevhide çagiran, Allah'in sevgi ve övgülerini kazanan bu peygamberdenbiri de, Zülkifl (a.s)'dir. Bu konudaki âyetlerin meâli söyledir: <br><br>"Kuvvetlive basiretli kullariniz ibrahim'i, ishâk'i ve Yâkub'u da an. Biz onlariahiret yurdunu düsünme özelligiyle temizleyip, kendimize halis (kul)yaptik. Onlar bizim yanimizda seçkinlerden, hayirlilardandir. ismâil'i,Elyesâ'i, Zülkifl'i de an. Hepsi de iyilerdendir" (Sad, 38/45, 46, 47,48). <br><br>Taberî'de yer alan bir rivayete göre Zülkifl (a.s) sam'daotururdu. Oradaki halki Allah'a inanmaya, O'na ibadet etmeye ve dürüstbir sekilde yasamaya çagirdi ve orada vefât etti (et-Taberî, Tarih,Misir 1326, I, 167)EDITOR}
|
|||
|
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
|