Tarih: 03-11-2010, 07:53 PM Sitemize Hoşgeldiniz. (Oturum AçKayıt Ol)


Peygamberlerimizin tarihi


[ Etiketler: peygamberlerimizin | tarihi ]
Konuyu Gönder  Mesaj önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Peygamberlerimizin tarihi
03-31-2007, 11:24 AM
Mesaj: #11
RE: Peygamberlerimizin tarihi
{EDITOR=Hz. YA'KUB (a.s) <br><br>Kur'ân'da adi geçen peygamberlerden biri. <br><br>Ya'kûb(a.s)'in soyu, ishâk (a.s) vasitasiyle ibrahim (a.s)'a dayanmaktadir.O, ishak (a.s)'in ve ishak (a.s) da ibrahim (a.s)'in ogludur. Annesininadi Refaka'dir. Kardesi Ays ile beraber, ikiz olarak dogmustur.Kardesinin ardindan dogdugu için ona Ya'kûb denmistir. <br><br>Ya'kûb(a.s)'in diger bir adi da israil'dir. Kardesi Ays'tan kaçarak dayisininyanina giderken gündüzleri saklanmis ve geceleri yürümüstür. Bundandolayi kendisine isrâil denmistir. Kelime olarak isrâil geceleyin(Allah'a) yürüyen demektir (et-Taberî, Tarih, Misir 1326, I,162 vd.). <br><br>Ya'kûb (a.s)'in dogumu ve peygamberligi daha önceden müjdelenmisti. Onun bu durumu Kur'ân'da söyle haber verilmistir: <br><br>Biz ona (ibrahim (a.s)'in hanimina) ishâk'i müjdeledik. ishâk'in ardindan da (torunu) Yaküb'u"(Hûd, 11/71). <br><br>Bu âyette ayni zamanda, Yakûb (a.s)'in yukarida sunulan soyu da dile getirilmistir. <br><br>Ya'kûb(a.s), önce dayisi Lebân'in büyük kizi Leyya ile ve ondan sonra adküçük kizi Râhil ile evlenmistir. Leyya'dan Rabil, Yehuza, sem'ûn veLavi adindaki ogullari dogmustur. Râhil'den de Yûsuf ve Bünyamindünyaya gelmistir. Ya'kflb (a.s)'in diger iki hanimindan alti oglu dahavardi. Toplam on iki erkek evlada sahipti (ibn Kuteybe,Kilabu'l-Meârif, Beyrut 1970,19; ibn Haldun, Tarih, Beyrut, 1971, I,39). <br><br>Kur'ân'in birçok yerinde Ya'kûb (a.s)'inpeygamberliginden ve çesitli faziletlerinden bahsedilmektedir. Onunpeygamberligini dile getiren bazi âyetlerin meâli söyledir: <br><br>Nihayet(ibrahim) onlardan ve Allah'in disinda taptiklari seylerden uzaklasipbir tarafa çekildigi zaman, biz ona ishâk'i ve Ya'kub'u bagisladik veher birini peygamber yaptik. Onlara rahmetimizden bagista bulunduk vekendilerine güzel ve üstün bir san, söhret nasip ettik" (Meryem, 19/49,50). <br><br>"Nûh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettigimizgibi, sona da vahyettik. Nitekim ibrahim'e, ismail'e, ishak'a, Yakub'a,torunlarina, isâ'ya, Eyyüb'e, Yûnus'a, Harun'a, Süleyman'a da vahyetmisve Davud'a da Zebur'u vermistik" (en-Nisâ, 4/163). <br><br>Ya'kub (a.s)'in kuvvetli, basiretli ve halis (samimi) bir kisilige sahip oldugunu anlatan bazi âyetlerin meâli de söyledir: <br><br>Kuvvetlive basiretli kullarimiz ibrahim'i, ishâk'i ve Ya'kûb'u da an. Bizonlari ahiret yurdunu düsünme özeligiyle temizleyip, kendimize hâliskul yaptik" (Sâd, 38/45, 46). <br><br>O, diger peygamberler gibiAllah'in hidâyetine erdirilen ve güzel davranan yüce bir kisi idi.Kur'ân'da bu hususta söyle buyurulmaktadir: <br><br>"Biz ona(ibrahîm'e) ishâk'i ve ishâk'in oglu Ya'kûb'u da hediye ettik. Hepsinede dogru yolu gösterdik. Nitekim daha önce Nûh'a ve onun soyundanDâvud'a, Süleyman'a, Eyyûb'e Yûsuf â Musa'ya ve Harûnâda yolgöstermistik. Biz güzel davrananlara böyle karsilik veririz" (el-En'âm,6/84) <br><br>Bir de Ya'kub (a.s) rüya tabir etmeyi de bilirdi. Yüce Allah Kur'ân-i Kerîm'de bu hususu söyle haber vermistir: <br><br>"Hanibir zaman Yûsuf babasina: Babacigim, ben (rüy'a) on bir yildiz, günesive ayi gördüm. Bunlari hepsinin bana secde ettiklerini gördüm, demisti.(Babasi Ya'kub ona söyle demsti): Yavrum, rü'yani kardeslerine anlatma,sonra sana bir tuzak kurarlar. Çünkü seytan, insana apaçik birdüsmandir! Böylece Rabb'in seni seçecek ve sana rü'yada görülenolaylarin yorumunu (veya Allah'in kitabinin ve peygamberlerinsünnetlerinin inceliklerini) ögretecek. Sana ve Ya'kûb soyuna nimetinitamlayacaktir. Nasil ki atalarin ibrahim'e, ve ishâk'a da nimetinitamamlamisti. süphesiz Rabb'in bilendir, hikmet sahibidir" (Yûsuf,12/4, 5, 6). <br><br>Ya'kûb (a.s) bitmeyen tükenmeyen güzel bir sabrasahipti. O, sabriyla ve ümidiyle örnek bir peygamberdi. Kendisi, evladacisi ve evlad ihanetiyle imtihan edildi. Kur'ân'da, onun hayati, Yûsuf(a.s)'in hayati ile iç içe anlatilmistir. Ya'kûb (a.s)'in gözlerininkaybolmasina, saçlarinin agarmasina ve belinin bükülmesine sebep olanbu evlad imtihani ve onun örnek sabri, Kur'ân'da söyle haberverilmistir: <br><br>"(Ya'kûb kendisine hiyanet eden çocuklarina söylededi): Herhalde, nefisleriniz size bu isi süsleyerek sizi onasürükledi. Artik bana güzelce sabretmek kaliyor. Belki de Allah,onlarin hepsini bana getirir. Çünkü O, bilendir, herseyi hikmetle(yerli yerince) yapandir. Ve yüzünü onlardan çevirdi de: "Ey Yûsufüzerindeki tasam (gel, gel tam senin gelme zamanindir)! " dedi vetasadan gözlerine ak düstü. (Acisini) yutkunuyor (açiga vurmamayaçalisiyordu). Dediler ki: "Vallahi sen, Yûsuf'u ana ana hastaolacaksin, yahut öleceksin!" (Ya'kûb aleyhisselâm onlara): "Ben üzüntüve tasami yalniz Allah'a sikayet ederim ve Allah tan sizin bilmediginizseyleri bilirim" dedi. (Ondan sonra söyle devam etti): "Ey ogullarim,gidin, Yûsuf'u ve kardesini arastirin. Allah'in rahmetinden ümitkesmeyin. Zira, kafir kavimden baskasi Allah'in rahmetinden ümitkesmez!" (Ya'kûb'un ogullari tekrar Misir'a Yûsuf'un yaninadöndüklerinde dediler ki: "Ey vezir, bize ve çocuklarimiza darlikdokundu, degersiz bir bir sermaye ile geldik. Ama sen bizim için tamölçü ver, bize tasadduk eyle. Çünkü Allah, tasadduk edenlerimükafatlandirir." (Yûsuf) dedi: "Sizler cahil iken, Yûsuf'a vekardesine yaptiginiz(in kötülügünü) bildiniz mi (bundan tevbe ettinizmi)?" "A, yoksa sen, sen Yûsuf' musun?" dediler. "Ben Yusuf'um, bu dakardesindir" dedi (ve söyle devam etti): "Allah bize lütfetti. (Bizikorudu, yüceltti). Kim (Allah'tan) korkar ve sabrederse, süphesizAllah, iyilik edenlerin ecrini zayi etmez" "Vallahi, Allah seni bizdenüstün kildi. Dogrusu biz suç islemistik! dediler (Yûsuf onlara): "Bugün sizi kinama yok. Allah sizi bagislar. O, merhametlilerinmerhametlisidir. simdi su gömlegimi gotürün, babamin yüzüne koyun dagözü açilsin. Ve bütün ailenizle birlikte bana gelin" dedi. Kervan(Misir'dan) ayrilip yola koyulunca, babalari, (yaninda bulunanlara):"Eger bana bunak demezseniz, (inanin ki) ben Yûsuf'un kokusunuduyuyorum"dedi. "Vallahi sen hâlâ eski saskinligin içindesin" dediler.Müjdeci gelip de (Yûsuf'un gömlegini) (Ya'kûb)'un yüzüne koyunca,derhal (gözü açildi), görür oldu. "Size demedim mi ben, Allah'tan sizinbilmediginiz seyleri bilirim?" dedi. (Ogullari): "Ey babamiz, bizimiçin günahlarimizin bagislanmasini dile. Gerçekten biz günahisledik"dediler. (Ya'kub onlara): "Sizin için Rabb'ime istigfaredecegim. süphesiz O, bagislayan, esirgeyendir"dedi. (Hep beraberMisir'a hareket ettiler.) Nihâyet Yûsuf'un yanina vardiklarinda,(Yûsuf) ana-babasini kendisine çekip kucakladi ve: Âllah'in dilegiyle,güven içinde Misir'a girin!"dedi. Anasini babasini tahti üstüne çikardive hepsi onun için secdeye kapandilar (ona kavustuklari için Allah âsükür secdesi yaptilar veya onun önünde saygi ile egildiler. Yûsuf:"Babacigim, iste bu, önceden (gördügüm) rüyanin yorumudur. Rabb'im onugerçek yapti. Bana iyilik etti. Zîra seytan, benimle kardeslerimarasina fitne soktuktan sonra, O, beni zindandan çikardi. Sizi deçölden getirdi. Gerçekten Rabb'im, diledigi seyi çok ince düzenler. O(her tedbiri) bilen, her seyi yerli yerince yapandir" dedi. "(Yûsuf,12/83-100). <br><br>Bu âyetlerde de ifade edildigi gibi, Ya'kûb(a.s)'in çocuklari, neticede yaptiklarina pisman oldular. Babalarindanve kardesleri Yûsuf (a.s)'dan özür dilediler. Babalari Ya'kûb (a.s) vekardesleri Yusuf (a.s) onlari bagisladilar ve onlar için Allah'ayalvarip dua ettiler. Cebrâil (a.s), Ya'kûb (a.s)'a gelerek, çocuklariiçin yaptigi duasinin kabul edildigini ve çocuklarinin Allah tarafindanbagislandiklarini müjdeledi (es-Salebî, el-Arais, Misir 1951,140 vd.). <br><br>Yak'ub(a.s) da diger peygamberler gibi insanlari Allah'a inanmaya ve O'naibadet etmeye çagirdi. Kendisi bu yolda fevkalade örnek bir hayatyasadi. <br><br>Kur'ân-i Kerîm'de bildirildigi gibi, Yakub (a.s),ibrâhim (a.s)'in yaptigi gibi, ruhunu teslim etmeden önce, çocuklarinavasiyette bulundu: "O zaman (Yâ'kûb), ogullarina; "Benden sonra neyekulluk edeceksiniz?" demisti. (Onlar da): "Senin Rabb'in ve atalarinibrâhim, ismâil ve ishâk'in Rabb'i olan tek Allah'a kulluk edecegiz.Biz O'na teslim olanlariz" dediler"EDITOR}
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
03-31-2007, 11:24 AM
Mesaj: #12
RE: Peygamberlerimizin tarihi
{EDITOR=Hz. DAVUD (a.s.) <br><br>Kur'ân-i Kerim'de adi geçen israilogullaripeygamberlerinden biri. Yahuda kabilesinden isa (Yasa)'nin sekizinciogludur. insanoglu yoldan çikip da batakliga düstükçe, yüce Allah,onlara peygamberler göndermistir. Onlar bu peygamberler vasitasiylauyarilmistir. israilogullarina da peygamberler gönderilmistir. Onlar,umumiyetle bu peygamberlere isyan hatta ihanet etmislerdir. <br>Hz.Musa'nin vefatindan sonra, yine israilogullari isyanin karanliginadaldilar. Azginlik yaparak Hz. Musa'nin Allah'tan getirdigi akîdeyiterk etmeye basladilar. Cenâb-i Allah, onlarin üzerlerine baska birkabîleyi musallat etti. <br><br>Hz. Musa'nin vefatindan sonraisrailogullarinin idaresi Yusa'ya kaldi. israilogullarini çöldençikararak onlari dedelerinin ülkesine yerlestirdi. Bu ülke, Hz.Yakub'un yasadigi Ken'an bölgesi olup, israilogullari için mukaddesülke sayilir. <br><br>israilogullari Hz. Musa'nin vefatindan sonraFilistin çevresine yerlesmis bulunan Amâlika Kabilesi ile karsi karsiyageldiler. israilogullari Amâlika ile yaptiklari bir savastan maglupçiktilar. Kendilerini toparlayarak yeniden bu düsman ile çarpismakistediler. Yüce Rabbimiz onlarin bu durumunu söylece anlatmaktadir:"israilogullarindan bir cemaat Musa'dan sonra peygamberlerine: "Bizebir hükümdar gönder ki, Allah yolunda savasalim" dediler. Peygamber."Size muharebe farz olunursa korkarim ki, savasmazsiniz" dedi. Onlar:"-Niçin Allah yolunda savasmayalim? Yurdumuzdan ve evlatlarimizinyanindan çikarildik" dediler. Onlara farz kilindiginda, birazi müstesnaolmak üzere, savastan yüz çevirdiler. " (el-Bakara, 2/246) <br><br>"Peygamberlerionlara: Allah, Teâlâ size hükümdar olarak gönderdi dediginde, onlar: O,bize nasil hükümdar olur? Biz hükümdarliga ondan daha layikiz. Onunmali da çok degildir. dediler. Peygamber. "Allah onu, sizin üzerinizenamaz kildi. Ona ilimde ve cisimde fazlalik (üstünlük) verdi. Allah,mülkü diledigine verir. " (el-Bakara, 2/247). <br><br>israilogullaritarafindan kutsal kabul edilen bir sandik vardi. Kur'ân-i Kerim'de busandiga "Tâbût"* adi verilmektedir. Amâlikalilarla yapilan savassonucunda bu sandik Câlût (Golyat)'in eline geçmisti. israilogullaribunun acisini duyuyorlar, fakat Tâlût'un da hükümdarligina itirazetmekten geri kalmiyorlardi. <br><br>"Peygamberleri onlara söyle dedi:Onun hükümdarligina alamet; size, içinde Rabbiniz tarafindan sekînet veMusa ailesi ile Harun ailesinin mirasi bulunan Tâbût'u meleklerinyüklenip getirmesidir. Eger siz iman edenlerdenseniz, bunda sizin içinibret ve mûcize vardir. " (el-Bakara, 2/248). Tâbût'unisrailogullarinin eline geçmesi onlari yüreklendirdi. Yenidentoparlanarak Amâlika kabilesi üzerine yürüdüler. Tâlût,israilogullarina ögütte bulundu. Onlara söylece seslendi: "Allahu Teâlâsizi bir nehir ile imtihan ediyor. O nehirden içen benden degildir.Ondan eli ile ancak bir avuç içen bendendir" dedi. Onlarin pek azimüstesna, digerleri içti. Tâlût ile iman edenler nehri geçtiklerinde:Bugün Câlût ve askerlerine karsi duracak takat bizde yoktur dediler.Allah'a kavusacaklarini bilenler. Nice az bir topluluk vardir ki,Allah'in izni ile daha çok olana galip gelmistir. Allah, sabredenlerleberaberdir. ' dediler. " (el-Bakara, 2/249) <br><br>Amâlikaordularinin basinda Câlût (Golyat) bulunuyordu. Câlüt'un ordusuylakarsi karsiya gelen mümin kitle söyle dua etti: "Ya Râb, üzerinizesabir ve sebat ihsan eyle, ayaklarimizi sabit kil ve kâfir kavme karsibize yardim et. " (el-Bakara, 2/250) <br><br>Tâlût'un ordusunda Dâvûd(a.s.) bulunuyordu. Dâvûd (a.s.), Hz. Yakub'un neslinden idi.israilogullarindan olan Dâvûd, daha küçük yasta bir delikanli iken, hakdavanin amansiz düsmani, zorba ve güçlü ordulara sahip olan Câlût ileyaptigi mücadeleyi kazanmis ve bu savasta Câlût'u sapan tasiylaöldürmüstü. Bu olayda Allah'a tevekkül eden müminlerin zalimleri nasilyendigi gösterilmektedir. <br><br>Câlût, zalim zengin ve korkunç birhükümdardi. Onun açikça belli olan büyük üstünlügü vardi. Fakat AllahuTeâlâ, o zaman islerin yalniz zahiriyle meydana gelmeyip, gerçekanlamiyla vukû buldugunu göstermek istedi. islerin hakikatini sadece Obilir. Her seyin ölçüsü yalniz O'nun elindedir. Aslinda insanlara güçlügörünenin zayif, zayif görünenin de Allah'in yardimiyla güçlü olduguölçüsü Allahu Teâlâ'ya aittir. insanlar ise vazifelerini yerinegetirmek, Allah'u Teâlâ' ya verdikleri ahitlerini ifa etmekleyükümlüdürler. Bundan sonra Allah'in istedigi seyler istedigi sekildeolur. insanlara, kendilerini korkutan zâlimlerin zayif, çok zayifolduklarini, Allah onlarin ölmesini istedigi zaman küçücükdelikanlilarin bile maglup edebilecegini göstermek için bu zalimdiktatörün ölümünü, daha genç bir bir delikanli iken Hz. Dâvûd'un elineverdi. Burada Allah'u Teâlâ'nin tahakkukunu istedigi gizli baskahikmetler de vardi. Allah, Tâlût'dan sonra mülkü Hz. Dâvûd'un almasinive onun yerine oglu Süleyman (a.s.)'i varis kilmayi istedi. Bu sebepleHz. Dâvûd (a.s.)'in gücü, Câlût'u öldürmesiyle gösterilmis oluyordu. <br><br>"Allah'inizniyle, onlari hemen hezimete ugrattilar. Dâvûd da Câlût'u öldürdü.Allah ona mülk ve hikmet verdi. Dilemekte oldugu seylerden de onaögretti." (el-Bakara, 2/251). <br><br>Câlût'un öldürülmesiyleAmâlikalilar bozguna ugradilar, darmadagin oldular. Bu olaydan sonrahalk, Hz. Dâvûd (a.s.)'a daha çok sevgi ve saygi göstermeye basladi. <br><br>Tâlût'unölümünden sonra yerine Dâvûd (a.s.) geçti. Ona hem yönetim, hempeygamberlik verildi; "...Dâvûd'a daglari ve kuslari boyun egdirdik.Onunla beraber tesbih ediyorlardi. Biz (bunlari) yapariz." "Ona, sizisavasin siddetinden korumak için zirh yapmayi ögretmistik. Ama siz,sükrediyor musunuz ki?" (el-Enbiya, 21/78, 80) <br><br>"AndolsunDâvûd'a tarafimizdan bir üstünlük verdik. Ey daglar, onunla berabertesbih edin ve ey kuslar (siz de). Ve ona demiri yumusattik.", "Geniszirhlar yap, dokumasini ölçülü yap ve (hepiniz) iyi isler yapin. Çünküben, yaptiklarinizi görmekteyim. diye vahyettik." (Sebe, 34/10-11). Hz.Dâvûd (a.s.) hakkinda Kur'ân-i Kerim'den gelen rivâyetler; Dâvûd'un çokgüzel bir sesi oldugunu, kendisine verilen Zebur'u okumaya baslayinca,daglarin ve kuslarin onu dinlemek üzere etrafinda toplandiklarinibildirmektedir. Zebur dört büyük semâvî kitaptan birisi olup, yüzellisûreden ibarettir. Bu kitap, ser'î hükümleri tasimadigi için Hz. Dâvûd,Hz. Musa'nin serîati ile hükmetmistir. <br><br>Yahudi kaynaklarindaHz. Dâvûd'un, Mizmar denen bir musiki âleti çaldigi kayitlidir.Kur'ân'da da: "(Her taraftan) gelen kuslar da ona icabet ederler, hepsionun nagmesine katilirlardi ", "Onun mülkünü kuvvetlendirmistik.Kendisine hikmet ve açik konusma, güzel konusma vermistik. " (Sad,38/19-20) buyuran Allah, ayni sûrenin 21. âyetinde, Hz. Dâvûd (a.s.)zamaninda olan bir hâdiseyi de, Hz. Muhammed (s.a.s.)'e söyle habervermistir: "Dâvûd'un yanina gelmislerdi de, onlardan korkmustu. Korkmadediler, Biz, iki davaciyiz. Birimiz ötekinin hakkina saldirdi. simdisen aramizda hak ile hükmet. Zulmetme. Bizi yolun ortasina (adalete)gotür. " (Sad, 38/22) <br><br>Kur'ân'da anlatildigina göre bunlar ikikardestiler. Birisinin doksandokuz koyunu, ötekinin bir tek koyunuvardi. Böyle iken doksandokuz koyunu olan öteki kardesinin tek koyununuister, aralarinda tartisma çikar. Tek koyunu olani bu tartismayikaybeder. Hz. Dâvûd (a.s.)'a müracaat ederler. O, davaci olanlardanbirini dinler, ötekini dinlemeden hükmünü verir. Bunu da Allah'uTeâlâ'nin kendisini imtihani sanir. Ancak bu yaptigi hareket sebebiyleAllah'dan magfiret dileyip secdeye kapanir, tövbe eder. Allah, onuaffettigini bildirir ve ona su vahyi indirir: "Ey Dâvud, biz seniyeryüzünde (senden öncekilerin yerine) hükümdar yaptik. insanlararasinda adaletle hükmet, keyfine uyma. Sonra seni Allah yolundansaptirir. Allah'in yolundan sapanlara, Allah'in hesap gününüunuttuklarindan dolayi, çetin bir azap vardir. " (Sad, 38/26) <br><br>israilogullari,Hz. Dâvûd zamaninda en parlak dönemlerini yasamislardir. Dâvûd (a.s.)Kudüs'ü fethetmis, kendisine baskent yapmisti. <br><br>Hz. Dâvûd, hemhükümdar, hem peygamberdi. Bir nimet olarak bu iki özellik onaverilmisti. O, israilogullarini kirk yil yönetti ve Rabbine kavustu.Hz. Dâvud (a.s.)'in yerine oglu Hz. Süleyman (a.s.) geçti ve ona dapeygamberlik geldi. Hz. Dâvûd, bir gün oruç tutar, bir gün yerdi. <br><br>Abdullahb. Amr'dan rivâyetle, Abdullah, her gün gündüzleri oruç tutar, geceleride (nâfile) namaz kilardi. Onun bu durumu Rasûlullah'a bildirildigindeHz. Peygamber onu çagirdi ve söyle buyurdu: "Bir gün oruç tut, bir güniftar et. iste bu Dâvûd (a.s.)'in orucudur." <br><br>Bir baskarivayette ise, Rasûlullah (s.a.s.) söyle buyurmustur: "Allah'u Teâlâ yaen sevimli oruç, Dâvûd (a.s.)'in orucudur. O, bir gün oruç tutar, birgün iftar ederdi. Allah'a en sevimli namaz da Dâvûd namazi idi. O, hergecenin yarisinda uyur. Üçte birinde (nafile) namaz kilardi. Altidabirinde de yine uyurdu." (Müslim, Siyam, 183; Nesâî, Siyam, 69).EDITOR}
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
03-31-2007, 11:25 AM
Mesaj: #13
RE: Peygamberlerimizin tarihi
{EDITOR=Hz. YAHYA (a.s) <br><br>Kur'an'da adi geçen peygamberlerden biri. YüceAllah tarafindan, Kur'an'da: "Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde biroglani müjdeliyoruz. Bu adi daha önce kimseye vermemistik" (Meryem,19/7) ayeti ile haber verildigine göre; Yahya (a.s.), Zekeriya (a.s)'inoglu idi. Kendisine Yahya adi da, Allah tarafindan verilmisti. <br>Yahya(a.s)'nin yüzü güzel, kaslari çatik, saçlari seyrek, burnu uzun, sesiince ve parmaklari kisa idi. O, isâ (a.s)'dan alti ay önce dünyayagelmisti. Yani Isâ (a.s)'dan alti ay büyüktü. Dolayisiyla, Musa(a.s)'nin seraitiyle amel eden peygamberlerin sonuncusuydu. <br><br>Dahaküçük yasta iken, kendisine hikmet verilmisti. Yasiti olan çocuklarkendisine: "Ey Yahya! Bizimle gel, oynayalim" dedikleri zaman: <br><br>"Ben, oyun için yaratilmadim" derdi (es-Sa'lebî, el-Arais, Misir 1951, 375 vd.). <br><br>Onun küçüklügünden itibaren böyle temiz, saygili ve ibâdet ehli oldugu, Kur'an'da söyle haber verilmistir: <br><br>"(Onaçocuklugunda): Ey Yahyâ! Kitabi, kuvvetle tut! (dedik). Henüz çocukiken, ona, hikmet'i verdik (Tevrat'i ögrettik). Tarafimizdan (ona) birkalb yumusakligi ve (günahlardan) temizlik (verdik). O, çok muttakiidi. Anasina ve babasina itaatli idi, bir serkes ve asi degildi.Dünyaya getirildigi günde, ölecegi gün de, diri olarak (kabrinden)kaldirilacagi gün de, ona, selâm olsun!" (Meryem, 19/12, 13, 14, 15). <br><br>Buayetlerde görüldügü gibi Yüce Allah, Yahya (a.s)'nin çesitli güzelvasiflarini haber vermis ve onu selamla anmistir. Bu, onun dogdugunda,vefat ettiginde ve ahiret gününde Allah'in himâyesinde bulundugunuifâde etmektedir. Her Insanin basina gelecegi kesin olan bu üçyalnizlik ve korku günlerinde Allah'in selâm ve esenligi içinde olmak,ne büyük bir bahtiyarliktir. Bu üç durumda Allah'in himayesindebulunmak, bir nevi devamli bir sekilde Allah'in himayesinde bulunmakdemektir (Muhammed Ali es-Sabûnî, Safvetu't-Tefâsîr, istanbul 1987, II,213). <br><br>Yahya (a.s) Allah'in emrettigi gibi kitabi kuvvetletuttu. Önce Tevrat'a ve daha sonra incil'e uygun hareket etti. Bumukaddes kitaplarin hükümlerinin milleti tarafindan yasanmasi içinçalisti. Hz. Muhammed (s.a.v) onun bu mücâdelesi hakkinda söylebuyurdu: <br><br>"Yüce Allah, Zekeriyya (a.s)'nin oglu Yahya (a.s) ya,hem kendisi amel etmek, hem de amel etmeleri için israil ogullarinaemretmek üzere, bes kelime emretmisti. Kendisi bu hususta biraz agir veyavas davraninca, isâ (a.s) ona: <br><br>-Sen, hem kendin amel etmekhem de amel etmelerini isrâil ogullarina emretmek üzere, bes kelime ileemrolunmustun. Bunu israil ogullarina ya sen teblig edersin, ya da benteblig ederim, deyince, Yahya (a.s): <br><br>-Ey kardesim! Sen buvazifeyi yerine getirmekte beni geçersen, ben azaba ugramamdan veyâyere batirilmamdan korkarim, dedi ve hemen isrâil ogullariniBeytü'l-Makdis'te topladi. Beytü'l-Makdis, israil ogullari ile doldu.Yahya (a.s) yüksek bir yere oturarak Allah'a hamd ve senada bulunduktansonra söyle dedi: <br><br>-Yüce Allah, bana, hem kendim amel edeyim,hem de amel etmenizi size emredeyim diye bes kelime emretti. Onlarinilki, Allah'a hiç bir seyi serik kosmaksizin, O'na ibâdet etmenizdir.Bunun misâli, öz mali olan altin veya gümüsle bir köle satin alipçalistiran bir adama benzer ki, köle çalismasinin kazancini,efendisinden baskasina ödüyordur. Hanginiz, kölesinin böyledavranmasina sevinir, razi olur? Hiç kuskusuz, sizi yüce Allah yarattive rizkinizi vermektedir. Öyle ise Allah'â, hiç bir seyi serikkosmaksizin, ibâdet ediniz. <br><br>Allah namaz kilmanizi sizeemretti. Namaza durdugunuzda, yüzünüzü saga sola çevirmeyiniz. süpheyok ki Yüce Allah, kulu, yüzünü baska tarafa çevirmedikçe, hep onayöneliktir. <br><br>Allah size oruc'u emretti. Bunun misâli, yanindamisk kesesi oldugu halde, bir topluluk içinde bulunan ve hepsi ondakimisk kokusunu duyan bir kimseye benzer. Hiç süphesiz oruçlunun agzininkokusu, Allah'in katinda misk kokusundan daha güzeldir. <br><br>Allahsize sadakayi emretti. Bunun misâli, düsmanin esir edip elini boynunabagladiklari ve boynunu vurmak üzere yaklastirdiklari bir kimseyebenzer ki o, "canimi elinizden kurtarmak için size bir fidye,kurtulmalik versem, olmaz mi?" diyerek kendisini onlardan kurtarincayakadar, az çok kurtulmalik akçesi öder durur. <br><br>Allah sizeAllah'i çok zikretmenizi, anmanizi da emretti. Bunun misâli, düsmaninsüratle kendisini takib ettigi bir kimseye benzer ki, saglam bir kaleyegelip onun içine siginmistir. i,îte kul da, Allah'i zikir ile mesguloldukça, seytandan böyle korunur" (et-Tirmizî, es-Sünen, el-Emsâl, 3;Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, IV, 202). <br><br>Bu hadiste görüldügügibi tevhid inanci, namaz, oruç, zekât ve zikir gibi ibâdetler, yalnizHz. Muhammed (s.a.v)'in ümmetine mahsus ibâdetler degildir. Daha öncekipeygamberlerin de ümmetlerine emrettigi ibâdetlerdir. <br><br>Yahya(a.s)'da, babasi Zekeriyya (a.s) gibi milleti tarafindan sehid edildi(Elmalili Muhammed Hamdi Yazir, Hak Dini Kur'an Dili, istanbul 1971, I,421).EDITOR}
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
03-31-2007, 11:25 AM
Mesaj: #14
RE: Peygamberlerimizin tarihi
{EDITOR=<div class="post">Hz. HARÛN (a.s) <br><br>Hz.Harûn (a.s), israilogullari peygamberlerinden, Hz. Musa (a.s)'inkardesi. Hz. Yusuf'un vefatindan sonra Misir'da yasayan israilogullarive diger insanlar, bir müddet onun gösterdigi yoldan yürüdüler; ancakdaha sonra hakikati unuttular. Bu arada Misir'in idaresi Kibtîlerineline geçti. Kibtîler ise yildizlara ve putlara tapiyorlardi. <br>Kibtîler, israilogullarini hor görmeye basladilar. Onlari agir, zor islerde kullandilar. <br><br>israilogullariçok kalabalik bir topluluk olup Hz. Yakub'un ogullarina nisbetle on ikikola ayriliyordu. Onlar Kibtîlerin zulmünden kurtulmak istiyorlardi.Dedelerinin ülkesi olan Kenân bölgesine gitmek için izin istemelerineragmen onlara izin verilmemekteydi. <br><br>Her dönemde oldugu gibi, o dönemin Firavun'u da zulmü temsil ediyor ve insanlari eziyet altinda inletiyordu. <br><br>israilogullarininçogalmasi Kibtîleri ve onlarin hükümdari Firavun'u endiselendiriyordu.Onlar, israilogullarinin isyan ederek kendilerine zarar vermesindenkorkuyorlardi. <br><br>Firavun, bir gün kâhinlerini yanina topladi.Gelecekle ilgili onlardan bilgi istedi. Kâhinlerden birisi Firavun'aisrailogullarindan bir çocugun dogacagini ve saltanatina zararverecegini bildirdi. Firavun, bunu duyar duymaz korktu ve tedbirleralmaya basladi. Bunun için de israilogullarinin dogacak erkekçocuklarinin tamaminin öldürülmesini emretti. <br><br>Hz. Musa, budönemde dogdu ve öldürülmesin diye bir sandigin içine birakilarak nehreatildi. Firavun'un sarayinda büyüdü. Allah diledi ve Musa'yi Firavun'unkucaginda büyüttü. <br><br>Harun Peygamber, Hz. Musa'nin büyügüdür.israilogullarinin erkek çocuklarinin öldürülmeye baslanildigi dönemdenönce dünyaya gelmistir. <br><br>Hz. Hârun (a.s.); Musa (a.s.)'dan dahauzun boylu, daha etli, daha beyaz tenli, daha genis sirtli olup açik vedüzgün dilli, yumusak huylu idi. Alninda da bir ben vardi (Hâkim,el-Müstedrek, II, 577). <br><br>Harun peygamberle ilgili Kur'ân-i Kerîm'de pek fazla bilgi yoktur. Bir âyette Hz. Musa ile birlikte zikredilmektedir. <br><br>Medyen'den dönerken Hz. Musa'ya Peygamberlik verildi. Peygamberlikle sereflendi. <br><br>Yüce Allah Hz. Musa'ya emretti: "Firavun'a git, çünkü o azdi" (Tâhâ, 20/24). <br><br>MusaPeygamber "Rabbim, beni yalanlamalarindan korkuyoruni" (es-suarâ, 26/12), "Kalbim sikilir, dilim açilmaz olur. Onun için Harun'a daPeygamberlik ver" (es-suarâ, 26/l3), <br><br>"Bir de onlarin aleyhimdede bir kisas davalari var, bu sebeple beni öldürmelerinden korkarim"(es-suarâ, 26/14), "Bana ailemden bir vezir ver. Biraderim Harun'u.Onunla arkami kuvvellendir. Onu içimde ortak kil. Ta ki seni çok çoktesbih edelim ve seni çok çok zikredelim. süphesiz sen bizi hakkiylagörensin" (Tâhâ, 20/29-35) dedi. <br><br>Cenâb-i Allah, Musa'nin buduasini kabul etti. "Ey Musa! istedigin sana verildi" (Tâhâ, 20/36)buyuruldu. Böylece Harun'a da peygamberlik verildi. "Firavun'a gidin,biz âlemlerin Rabbinin Peygamberleriyiz, bizimle beraberisrailogullarini gönder" deyin " (es-suarâ, 26/16-17) buyuruldu. <br><br>Hz.Mûsa ve Hârun (a.s.) "Ey Rabbim! Dogrusu biz Firavun'un, bize karsiasiri gitmesinden, yahud taskinligini artirmasindan endise ediyoruz"diye Allahu Teâla'ya dua ettiler. Yüce Allah: "Korkmayiniz! Çünkü bensizinle beraberim. Ben (her seyi) isitirim, görürüm! Hemen gidiniz veona söyle deyiniz. "Biz Rabbinin iki elçisiyiz, artik israilogullarinibizimle gönder. Onlara iskence etme! Biz sana Rabbinden, hakiki birâyet getirdik selam (ve selamet) dogruya tâbi olanlaradir. Bize, suhakikat vahy olundu ki: hiç süphesiz azab yalanlayanlarin ve yüzçevirenlerin üzerinedir" (Tâhâ, 20/45, 48) buyurdu. <br><br>Bununüzerine, Hz. Musa ve Hârun geceleyin Firavun'un yanina gittiler. Kapiyiçaldilar. Firavun kapinin açilmasindan dehsete düstü. Hz. Musa veHârun, Firavun'a kendilerinin Rabbûlâlemin olan Allah'in elçileriolduklarini, kendisini dine davet etmek için geldiklerini söylediler.Firavun "Ben sizin en yüce Rabbinizim " (en-Nâziât, 79/24) diyerekonlari reddetti. <br><br>Hz. Musa'ya vahyedildi. "Kullarimla geceleyinyola çik. Onlara denizde kuru bir yol aç. Size yetismelerinden korkma"(Tâhâ, 20/77) buyuruldu. <br><br>Bu iki peygamber israilogullarinigeceleyin yola çikardilar. Bu durumdan haberdar olan Firavun veaskerleri onlari izledi. Hz. Musa, Hârun ve israilogullari, denizigeçerek kurtuldular. Firavun ve askerleri de denizde boguldular. <br><br>israilogullariTih sahrasina geldiler. Rizik olarak kendilerine kudret helvasi,bildircin kusu verildi (el-Bakara, 2/57); onlar itirazlarinisürdürdüler. <br><br>"Biz bir çesit yemege dayanamayiz. Bizim içinRabbina dua et de bize topragin bitirdigi sebzeden, acurdan,sarimsaktan, mercimekten ve sogandan çikarsin" (el-Bakara 2/61)dediler. <br><br>Musa peygamber, onlara ögütler de bulundu. Tûr dagina çagirildiginda agabeyi Harun'u kendi yerine vekil birakti. <br><br>israilogullariMisir'dan çikarken altinlarini, gümüslerini de yanlarina almislardi.Hz. Musa (a.s)'in Tur'a gitmesiyle israilogullarinin münafiklarindanSâmiri bu altinlari topladi ve bir kapta eriterek bir buzagi yapti.Gönüllerinde yatan putçulugu bir türlü tepeleyemeyen bu kavim buzagiyatapmaya basladi. <br><br>Hz. Hârun, onlara ögütlerde bulundu. "Eykavmim! Bununla imtihan edildiniz. Sizin gerçek Rabbiniz Rahman olanAllah'tir. Gelin bana uyun ve emrime itaat edin" (Tâhâ, 20/90) buyurdu.israilogullari, Hz. Hârun'u dinlemediler. "Musa, bize dönüp gelinceyekadar, biz o buzagiya tapmaya devam edecegiz" (Tâhâ, 20/91) dediler. <br><br>Hz.Musa (a.s), Tûr Dagi'ndan döndügünde kavminin buzagiya tapmaktaoldugunu gördü. Buna çok üzüldü. Agabeyine kizdi. "Ey Hârun! Onlarinsaptiklarini gördügün zaman hana uymaktan seni alikoyan nedir? Emrimeisyan mi ettin?" (Tâhâ, 20/92-93) dedi. Hârun Peygamberin yakasinayapisti. <br><br>Hârun Peygamber; Hz. Musa'ya israilogullarinin kendisini dinlemedigini anlatti. Musa peygamber öfkelendi ve Samiri'yi kovdu. <br><br>Allahu Teâla, Musa (a.s)'ya Hârun (a.s)'u vefat ettirecegini, onu daga getirmesini bildirdi. <br><br>Musa(a.s), Hârun (a.s)'un elinden tutarak daga çiktilar. Hârun (a.s)'unsibr ve sibbîr adindaki ogullari da yanlarindaydilar. Dagin üzerindegörülmemi:s güzellikte bir agaç, yapilmis bir ev, evin içinde birsedir, ve sedirin üstündeki yataktan misk gibi bir koku geliyordu. Hz.Musa ile birlikte Hârun yatagin üstüne yattilar. Allahu Teâla Hârun(a.s)'un ruhunu bu halde iken aldi, sonra agaç kayboldu, ev ve sedirsemâya yükseldi. Hz. Musa, Hârun (a.s)'un cenaze namazini orada kilarakonu daga defnetti. Yahudiler bu daga Tûr-u Hârun adini vermislerdir(Taberî, Tarih, I, 223). <br><br>Hârun (a.s)'un Tih çölündeki bu dagdavefat ettiginde yüz on yedi, yüzyirmi veya yediyüzyirmiüç yasindaoldugu söylenir (Yâkubî, Tarih, I, 41). <br><br>Hârun Peygamber uzun müddet yasadi. Musa Peygamberle birlikte kavmine ögütlerde bulundu, kavminin nankörlüklerine gögüs gerdi. <br><br>Zaman geldi; Rabbine kavustu, o da ölümü tatti.</div> <table style="table-layout: fixed;" border="0" width="100%"><tbody><tr><td colspan="2" class="smalltext" width="100%"> <br></td></tr></tbody></table>EDITOR}
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
03-31-2007, 11:26 AM
Mesaj: #15
RE: Peygamberlerimizin tarihi
{EDITOR=HZ. ISMAIL (A.S.) <br><br>1. Ismail aleyhisselam hakkinda genel bilgiler <br>Yemen'dengelip Mekke ve civarina yerlesen Cürhüm kabilesine gönderilen veMuhammed aleyhisselamin dedelerinden olan bir peygamberdir. IsmiKur'an-i Kerimde bildirilmistir: « Biz Nuh'a ve ondan sonrakipeygamberlere vahyettigimiz gibi sana da vahyettik. Ve (nitekim)Ibrahim'e, Ismail'e, Ishak'a, Yakub'a, esbâta (torunlara), Isa'ya,Eyyub'e, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettik » . Babasi Ibrahimaleyhisselam annesi ise Hacer Hatun'dur. <br>2. Hz. Ismail'in hikayesi <br>Ismailaleyhisselam, Sam diyarinda (Filistin, Suriye) dogdu.Babasi Ibrahimaleyhisselam, Allahü Teâlânin emriyle, annesi Hacer Hatunla birlikteMekke'ye gotürdü . Yanlarina bir mikdar yiyecek ve su ile birliktesimdiki Kâbe'nin bulundugu yere birakarak Sam'a döndü. Bir rivayetegöre Ibrahim aleyhisselam Hacer Hatunu Kâbe'nin bulundugu yerebirakinca o: "Sen bizi kime birakiyorsun. Bize kim bakacak ?" sorusunaIbrahim aleyhisselam:"Ben sizi Allah'a birakiyorum" demistir. HacerHatun bunu duyunca:"O zaman isini yaptiysan gidebilirsin" demistir.Hacer Hatun su ararken, simdiki zemzem kuyusunun yerinde yatan Ismailaleyhisselam tepindi. Hacer Hatun ogluna su verebilmek icin yedi kezSafa ile Merve arasinda kosustu ise de su bulamadi. O zaman ayaklarinivurdugu veya Cebrail aleyhisselamin vurdugu yerden Zemzem suyu cikti.Hacer Hatun burada yasarken, Yemen tarafindan Cürhüm kabilesi gelipMekke'nin bulundugu yere yerlestiler. <br><br>2.1. Ismail aleyhisselamin kurban edilmesi <br>Hz.Ibrahim bir ara bir rüya gördü. Bu Yüce Allah'in bir vahyi idi. Onaoglu Ismail'i kurban etmesini emrolunmustu. Bunun üzerine henüz 12yasinda bulunan Hz. Ismail'i, Mekke'de Sebir daginin eteginde tenha biryere gotürdü. Onu Allah rizasi icin kurban etmek istiyordu. Ismailaleyhisselam da:" Babacigim, emrolundugun seyi yap. Insallah benisabredenlerden bulursun" diyordu. Bu Allah yolunda fedâkarligin enyüksek bir nisani idi . Ama, Allahü Teâlâ rüyasinda sadakat göstermesiüzerine ona bir koc ihsan buyurdu. Ismail aleyhisselam böylece kurbanedilmekten kurtuldu. Kurban bayramini da biz müslümanlar da vak'ayüzünden ihya etmekteyiz. Halilullah'in hangi oglunu kurban ettigikesinlikle bilinmemektedir. Kur'an-i Kerim'de sadece oglunu kurbanettigi belirtilmektedir:«Babasiyla beraber yürüyüp gezecek cagaerisince: Yavrucugum ! Rüyada seni bogazladigimi görüyoru; bir düsün nedersin ? dedi. O da cevaben : Babacigim ! Emrolundugun seyi yap.Insaallah beni sabredenlerden bulursun, dedi » . Fakat cumhura görekurban edilen cocugun Ismail aleyhisselam'in oldugu kanaatindadir. Bazimüfessirlere göre ise Ismail aleyhisselamin degil de Ishakaleyhisselamin kurban edildigini öne sürmektedirler. Yalniz, bu fikriIsrailogullari da söylemektedirler. <br><br>2.2. Ismail aleyhisselamin peygamberligi <br>Hz.Ismail genclik cagina gelince, Cürhümlülerden iki defa evlendi . Dahasonra tekrar Mekke'ye gelen Ibrahim aleyhisselamla birlikte Kâbe-iMuazzamayi insâ ettiler ve hac ibadetini yaptilar . Ismail aleyhisselamYemen kabilelerine (Cürhüm kabilesi) ve „Amalika" denilen eski birkavme peygamber olarak gönderildi. Insanlara babasi Hz. Ibrahim'ebildirilen dinin hükümlerini teblig etti ve daveti 50 yil sürdü. Bunaragmen maateesüf pek az kimse iman etti. Ishak aleyhisselami yaninadavet edip kizini onun oglu Iys'a nikahladive bazi vasiyetler debulundu. Babasi Ibrahim aleyhisselam'in ölümünden 40 sene sonra , 133veya 137 yaslarinda iken Mekke'de vefat etti. Ekseri rivayete göreMescid-i Haram'da Kabe-i Muazzamanin kuzey duvari önünde bulunan Hatimdenilen yere defn edildi. Ismail aleyhisselamin 12 oglundan cogalantorunlari zamanla Arabistan Yarimadasi'nin her tarafina yayildilar.Peygamber efendimizin (s.a.v.) 20. dedesi Adnan ile Ismail aleyhisselamarasinda 30 baba vardi . Peygamberimiz efendimiz (s.a.v.) de birHadis-i serifinde : « Allahü Teâlâ Ademogullarindan (Hz.) Ismail'isecti. Ismail'in evladindan (ogullarindan) Kinane'yi,Kinaneogullarindan Kureys'i secti ve ayirdi. Kureys'tenHasimogullarini, Hasimogullarindan da beni secti ve ayirdi » (Kadizâde)buyurmusturEDITOR}
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
03-31-2007, 11:28 AM
Mesaj: #16
RE: Peygamberlerimizin tarihi
{EDITOR=Hz. YÛSUF (a.s) <br><br>Kur'an'da ismi geçen Beni israil peygamberlerinden biri. <br><br>Hz.Yûsuf Kurân'da adi geçen peygamberlerden birisi olup, YakubPeygamber'in ogludur. Nesebi Hz. ibrahim'e kadar varir (Kamil Miras,Tecrid Tercemesi, IX, 139). <br><br>Kur'ân-i Kerîm'de kendi adinitasiyan bir sûre vardir. Tamami 111 âyet olan bu sûrenin 98 âyeti(4-101) Hz. Yûsuf'tan bahseder. Bu âyetlerde anlatildigina göre Hz.Yûsuf'un hayat hikâyesi özetle söyledir: <br><br>Hz. Yûsuf'un on birtane erkek kardesi vardi. Yûsuf fevkalâde güzel ve son derece zekî idi.Babalari Hz. Yakub en çok Yûsuf'u seviyordu. Bu sevgiyi agabeylerikiskaniyorlardi. <br><br>Yûsuf (a.s) bir gece rüyasinda on biryildizin, günes ve ayin kendisine secde ettiklerini gördü. Bu rüyayibabasina anlatti. Babasi rüyanin, Hz. Yûsuf'un büyük bir adam olacaginaisaret oldugunu anladi ve Yûsuf'a rüyasini agabeylerine anlatmamasinitembihledi. Ancak, agabeyleri bundan haberdar oldular ve Yûsuf'uöldürüp bir yere atmayi planladilar. Babalarindan izin alarak, gezipeglenmek bahanesiyle Yûsuf'u alip kirlara,gotürdüler. Onu bir kuyuyaattilar, gömlegini da kana bulayarak, "Yûsuf'u kurt kapti" diyebabalarina yalan söylediler. <br><br>Kuyunun yanindan geçmekten olanbir kafile Yûsuf'u buldu ve köle olarak satmak üzere alip, Misir'agotürdüler. Orada az bir fiyatla onu Azîz (maliye bakani)'e sattilar. <br><br>Azz'inhanimi Yûsuf'a göz koydu. Onu kendisiyle beraber olmaya çagirdi. Yûsuf(a.s) bunu kabul etmeyince, ona iftira edip kocasina sikayet etti vehapse attirdi. <br><br>Hz. Yûsuf senelerce hapiste kaldi. Oradahükümdarin serbetçisi ve asçisi ile tanisti. Onlarin gördükleridünyalarin yorumunu yapti. Birisinin, kurtulup efendisinin hizmetinedevam edecegini, digerinin ise öldürecegini söyledi. Sonunda dedigiçikti. Hz. Yûsuf, kurtulana, kendisini efendisinin yaninda anmasiniistedi. <br><br>Hükümdar bir gece rüyasinda yedi zayif inegin yedisemiz inegi yedigini ve yedi yesil basakla yedi kuru basak gördü. Burüyanin yorumunu yaptirmak istedi. Hz. Yûsuf'un rüya yorumu yaptiginiögrendi ve onu hapisten çikarip, rüyasini anlatti. Hz. Yûsuf, yedi senebolluk olacagini, pesinden gelen yedi senenin ise kitlikla geçeceginisöyledi. Bunun üzerine hükümdar, Hz. Yûsuf'u maliye bakanliginagetirdi. Yûsuf (a.s) bolluk yillarinda bütün ambarlari zahire iledoldurttu; kitlik yillari gelince bu zahireyi halka dagitmaya basladi.Ayni kitlik, Hz. Yûsuf un babasinin memleketi olan Ken'an diyarinda dayasandi. <br><br>Yûsuf (a.s)'un kardesleri de zahire almak için ikikez Ken'an ilinden Misir'a geldi. Sonunda Yûsuf (a.s) kardeslerinekendini tanitti ve onlari affettigini belirterek, "Bugün azarlanacakdegilsiniz, Allah sizi bagislar, o merhametlilerin merhametlisidir"(Yûsuf, 92) dedi. Yûsuf (a.s), babasi, annesi ve kardeslerinin tamaminiMisir'a davet etti. <br><br>Ailesi Misir'a vardiginda Yûsuf (a.s) anneve babasini tahta oturttu; diger onbir kardesi ise Hz. Yûsuf'un önündeegildiler. O zaman Yûsuf (a.s); "Babacigim, iste bu vaktiyle gördügümrüyanin çikisidir; Rabbim onu gerçeklestirdi. seytan benimlekardeslerimin arasini bozduktan sonra, beni hapisten çikaran, siziçölden getiren Rabbim, bana pek çok iyiliklerde bulundu. DogrusuRabbim, dilegine lütufkardir. O süphesiz, bilendir, hâkimdir"(Yûsuf,100) dedi. Bu sekilde israil ogullari, Filistin'den Misir'agelip yerlesmis oldu. Bir süre sonra Yakub (a.s) vefat etti. Yûsuf(a.s), Allah Teâlâ'ya söyle münacatta bulundu: "Rabbim, banahükümdarlik verdin, rüyalarin yorumunu ögrettin. Ey göklerin ve yerinyaratani! Dünya ve âhirette koruyanim sensin! Benim canimi, Müslümanolarak al! Ve beni iyilere kat!" (Yûsuf, 101). Yûsuf (a.s)'un hayathikayesi Kur'ân-i Kerîm'de "Ahsenü'l-Kasas, Kissalarin en güzeli"ünvanini aldi. Pek çok olaylari içeren bu hayat hikâyesi için AllahTeâlâ söyle buyurdu: Ândolsun ki, Yûsuf ve kardeslerinin olayinda,soranlara nice ibretler vardir" (Yûsuf, 7). <br><br>Yûsuf (a.s)'undefnedildigi yer, rivâyetlere göre, Ibrahim (a.s)'in medfun bulunduguKudüs yakinlarinda Halilü'r-Rahman kasabasindadir.EDITOR}
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
03-31-2007, 11:28 AM
Mesaj: #17
RE: Peygamberlerimizin tarihi
{EDITOR=HZ. SÂLIH (S.A.) <br><br>Sâlih Peygamber Semud kavmine gönderilenpeygamber olup Nuh aleyhisselamin ogullarindan Sam'in neslinden olupHz.Âdem'in 19. kusaktan torunudur. Âd kavmi helâk olduktan sonrafelaketten kurtulanlardan Semud, Sam ile Hicaz arasindaki Hicr denilenyere yerlesti. Semud'un torunlari Ad'in helâk oldugu yere gidipyerlestiler.Reisleri de Cenda bin Amr isminde birisi idi. Zamanlabolluga kavusup Ad kavmi gibi azdilar. Taslardan yaptiklari putlarataptilar. Iste bu diyarda Hz. Sâlih dogup büyüdü. Kücük yastan itibarenputlara tapmazdi, ve ileride kendisinin Semûd'e lâzim olabilecegi icinona kimse birsey diyemezdi. Azginliklarindan dolayi Allahü Teâlâ onlaraSâlih aleyhisselami peygamber olarak gönderdi : « Biz Semûd kavminekardesleri Salih'i (gönderdik) » . Hz.Sâlih onlari putlara tapmaktanmen'edip azginliklarindan sakindirdi. Onlari imâna davet edip Hz.Nuh'un dinini teblig etti. Bircok kavim gibi Semud'un cogu Sâlihpeygambere isyan, azi imân etti : «Dediler ki: Sen, olsa olsa iyicebüyülenmis birisin! Sen de ancak bizim gibi bir insansin » . Bütünhakaretlere ragmen Hz.Sâlih onlari tatli dille imâna cagirdi ise deSemud peygamberini büyülenmis yalanci ve büyüklenen diye itham etmeyibirakmadi. Yüce Allah taskinliklarindan dolayi Semud'un kadinlarinikisir birakti. Agaclar kuruyup meyve vermedi, hayvanlar yavrulamazoldu. Bu durum karsisinda Sâlih âleyhisselama hâkâret edip onu ölümletehdit ettiler. Peygamberliginin kaniti icin ondan bir mucize isteyip,mucize gösterdigi takdirce ona inanacaklarina söz verdiler. Kayadan birdeve meydana gelmesini istediler. Deve olmasini istedikleri kayabüyüyüp gebe bir deve sekline döndü. Deve'nin yavrulamasi üzerinebazilari imân etti. Devenin memesinden akan sütten Semudlular kaplarinidoldurdular. Sâlih aleyhisselam devenin kayadan cikmasi üzerinekavmine: « Ey kâvmim, Allah'a kulluk ediniz! O Allah ki, sizin icinO'ndan baska ibâdet edecek hic bir ilâh yoktur. Onu kendi hâlinebirakiniz! Sakin ona bir fenalik etmeyiniz! Sonra sizi cok elemli birazap yakalar. Iste su deve peygamberligimin dogruluguna bir delildir.Bu kuyunun suyunu nöbetle muayyen bir gün devenin icme hakki vardir.Muayyen bir gün de sizin icme hakkiniz vardir. Sakin bu deveye fenâlikdokundurmayiniz! Sonra sizi büyük bir günün azâbi yakalar » . AmaSemudlular bunu dinlemeyip devenin ayaklarini kesip öldürdüler: «Bunaragmen onlar deveyi kestiler; ama pisman da oldular» . Bu - igrenc -isi baslarinin Kudar bin Sâlif isimli 9 kisilik bir grup yapti .Hz.Sâlih ile alay edip:'Eger hakikaten peygamber isen bize vâd ettiginazâbi getir' dediler : « Büyüklük taslayanlar dediler ki: 'Biz de sizininandiginizi inkar edenlerdeniz. Derken o disi deveyi ayaklarinikeserek öldürdüler ve Rablerinin emrinden disari ciktilar da: Ey Sâlih!Eger sen gercekten peygamberdensen bizi tehditettigin azabi bize getir,dediler» . Devenin bastigi yerden kan fiskirdigini, agaclarinyapraklarinin kizardigini, kuyulardaki suyun kan kirmizisi, yüzlerininsapsari oldugunu gördüler ve birbirlerine haber verdiler. Allahü TeâlâSâlih âleyhisselama o beldeyi terk etmelerini ve bir siddetli azabingelecegini vahyetmesi üzerine Hz.Sâlih ve kendisine imân eden 4000 kisiile birlikte orayi terk ettiler. Semudlularin yüzleri ise kana boyanmisgibi kipkirmizi, daha sonra da simsiyah oldu. Cebrail aleyhisselamonlari bir sabah vakti sayha ile azablandirdi. Semud'un muhkem binalaribile kendilerini kurtarmadi ve onlar sayhanin siddetinden hepsininödleri patlayarak helâk oldu: «(Bu azginlara) azabim ve uyarilarimnasil oldu! Biz onlarin üzerlerine korkunc bir ses gönderdik. Hemenhayvan agilina konan kuru ot gibi oldular » . Ancak birisi sayha'dankurtulmustu. Bunun ismi Ebû Rigâl isminde birisi idi. Ebû RigâlSemûd'un helâk oldugu sirada Mekke-i Mükerremede Harem-Serif'de idi. Busebepten dolayi ona musibetten bir sey isâbet etmedi. Günlerden bir günHarem'den ciktiginda gökten bir tas düsüp onu öldürdü. ResulallahHicr'e ugradigi vakit buyurdu ki: « Mucize istemeyiniz. Muhakkak kiSâlih'in kavmi mucize istedi de, Allahü Teâlâ onlara deve gönderdi.Deve bu yoldan suya gider, su taraftan giderdi. Sonra onlar, Rablerininemrinden (hak sözden) dönüp haddi astilar. Allah'in hareminde olan birkisi disinda (ve imân edenler müstesna) Semûd kavminden herkesi helâkeden bir sayha onlari yakalayiverdi» Bunun kim oldugu sorusuna:« EbûRigâl'dir. Harem'den ciktiginda isâbet eden azâb ona da isâbet etti»dedi. Sâlih peygamber bundan sonra imân edenlerle birlikte Mekke veyaSam taraflarina gitti (Elmaliya göre ise Filistine gitti) , Remle'deyerlesti. Mekke'de vefat edip Kâbe-i Muazzama yaninda defn edildi. Hz.Sâlih'in deve mucizesinden hâric baska mucizeleri sunlardi: -Sâlihpeygamberin duasi üzerine- meyvesiz agaclarin meyve vermesi, tastan sucikmasi ve bir Semûd'lunun Hz.Sâlih'in cadirini yakmasi üzerine onunyanmamasi.EDITOR}
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
03-31-2007, 11:29 AM
Mesaj: #18
RE: Peygamberlerimizin tarihi
{EDITOR=LOKMAN (LUKMAN) HEKIM <br><br>Bir nebî veya velî oldugu ihtilâfli; ancak çogunlugun tercihine göre hakim bir sahsiyet. <br>Kur'ân-iKerîm'de Lokman adi iki yerde geçer (Lokman, 31/12,13). Kelime, aynizamanda Mekkî bir surenin adidir. Bu sûrenin nüzul sebebi KureyslilerinLokman'i Hz. Peygamber (s.a.s)'e sormalaridir. <br><br>Lokman'in adigeçen iki ayetin meâli söyledir: "Andolsun Biz Lokman'a Allah'asükretmesi için hikmet verdik. sükreden kimse ancak kendisi içinsükretmis olur. Nankörlük eden ise, bilsin ki Allah her seydenmüstagnîdir, övülmeye lâyik olandir. Lokman, ogluna ögüt vererek."Yavrum, Allah'a es kosma, dogrusu es kosmak büyük zulümdür" demisti "(Lokman, 31/12,13). Lokman'in adi içinde geçmese de onun oglunaögütleri devam etmektedir. Ancak arada iki ayet içinde Yüce Allah,Lokman'in ögüdündeki es kosmayi(sirk) tekit için ana-babaya iyidavranmak; yaradana sükür, ana-babaya tesekkür etmesini bilmekleberaber; eger ana-baba Allah'a es kosmak üzere çocugunu körü körünezorlarlarsa o çocugun onlara itaat etmemesi, dünya islerinde onlarlagüzelce geçinip Allah'a yönelen kimselerin yoluna uymasi gerektiginibildirmektedir (Lokman, 31/14,15). Lokman'in ögütleri söyle devametmektedir: "Yavrum, isledigin sey bir hardal tanesi agirliginca olsada, bir kayanin içinde, göklerde veya yerde bulunsa da, Allah onugetirip meydana kor. Dogrusu Allah Lâtif'dir, haberdar'dir. Yavrum,namazi kil, iyiligi emret, kötülükten vazgeçir ve basina gelene sabret;dogrusu bunlar azmedilmeye deger islerdir. Insanlari küçümseyip yüzçevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Allah, kendini begenipböbürlenen kimseyi hiç süphesiz ki sevmez. Yürüyüsünde ölçülü ol,sesini de kis! Seslerin en çirkini süphesiz merkeplerin sesidir"(Lokman, 31/16-19). <br><br>Lokman suresinde geçen meâli verilenayetlerden anlasilmaktadir ki, bu zat bir hakimdir. Çünkü ona hikmetverilmistir. Böyle bir hikmete ulasan kimseye gereken, o hikmetesükürdür. Aslinda Yüce Allah'in, sükür de dahil hiç bir seye ihtiyaciyoktur. Ancak sükre ihtiyaci olan Insandir. Çünkü Allah, sükredincenimetleri artirma vadinde bulunmustur (ibrâhim, 14/7). Lokman, üç kere"yavrum" veya "oglum" diye hitap ederek ogluna ögüt vermistir.Bunlardan ilkinde Allah'a es, ortak kosmamasini ögütlemistir. Çünkü bu,Allah'in hakkini baskasina vermek, kullarin ve bütün varliklarinyaratanina olan bu haksizlikla onlarin haklarini çignemek, basta YüceAllah'in ikram ettigi, serefli kildigi Insan olmak üzere bu varliklariesas yaratanindan baska fâni, âciz, güçsüz seylere yönelterek onlaritahkîr etmektir. Lokman, ikinci "yavrum" hitabiyle baslayan ögüdünde,Yüce Allah'in hardal tanesi kadar da olsa yapilan bütün iyilik vekötülükleri gördügünü, bildigini ve onlari ahirette degerlendireceginianlatmistir. Nitekim Yüce Allah, zerre miktar hayir-ser isleyeninkarsiligini görecegini bildirmektedir (ez-Zilzâl, 99/7-8). Lokman, yineogluna hitaben üçüncü ögüdünde onun namazi kilmasini, iyiligi emredipkötülükten vazgeçirmesini, basina gelene sabretmesini, Insanlaraböbürlenip kibirlenmemesini, çalim satip ögünmemesini, yürümesinde,konusurken sesinde ölçülü olmasini tavsiye etmistir. <br><br>Lokmanhakkinda hadislerde de bazi bilgiler bulunmaktadir. En'âm suresi'nin82. ayetinin nüzulünde sahabeler: "Ey Allah'in Resulü! Bizim hangimiznefsine zulmetmez ki...?" dediklerinde, Peygamberimiz. Bu ayettekizulüm sizin sandiginiz gibi degildir. O zulüm, sirk demektir. Lokman'inogluna nasihat ederken, yavrum, Allah'a sirk kosma. Zira sirk en büyükzulümdür dedigini isitmediniz mi?" cevabini vermistir (Sahîh-i Buhârî,Tecrîd-i Sarîh, Tercemesi, IX, 163). Lokman söyle derdi: "Yavrum, ilmiâlimlere karsi böbürlenmek, sefihlerle münazarada bulunmak vemeclislerde gösteris yapmak için ögrenme!" (Ahmed b. Hanbel, I,190). Buanlatim ve devami baska bir rivayette söyle yer almaktadir: "...Ginâgöstererek ve cehalete düserek ilmi terketme! Yavrum, meclisleri ihmaletme! Allah'i anan bir topluluk gördügünde onlarla otur. Eger âlimsenilmin isine yarar; cahilsen onlar sana ögretirler. Umulur ki Allahonlara rahmetini lütfeder, onlarla beraber sana da ulasir. Allah'ianmayan bir lopluluk gördügünde onlarla oturma. Eger âlimsen ilmininsana bir yarari olmaz; cahilsen onlar seni saptirirlar. Allah onlariazabina düçar kilar, sana da onlarla beraber isabet eder" (Dârimî,Mukaddime, 34). Yine bir hadis-i serifde ilim-hikmet hakkinda söyledenilmektedir: "Hakîm Lokman ogluna su tavsiyede bulunmustur. Yavrumâlimlerin yaninda otur ve dizlerinle onlara çok yaklas. Çünkü Allah,gökten indirdigi yagmurla ölü topragi dirilttigi gibi, kalbleri hikmetnûruyla diriltir"(Muvatta, ilim, 1). Lokman hakkinda baska bir hadis desöyledir: "Hakim Lokman, söyle derdi: süphesiz Allah bir seyi emânetaldigi zaman onu korur" (Ahmed b. Hanbel, II, 87). <br><br>Buhadislerin, meselâ zulüm, hikmet, ilim gibi konularda Kur'ân-iKerîm'deki Lokman ile ilgili ayetlerle rabitali oldugu görülmektedir. <br><br>Lokman'inkim oldugu konusunda çesitli görüsler vardir. ibn ishak'a göreLokman'in nesebi [Lokman b. Bâur b. Nahor b. Tarih (Terah: Âzer)]Dördüncü. Kusakda Hz ibrahim (a.s)'in babasi Âzer'e ulasir. Vâkidî,Lokman'in isrâilogullari kadisi, Eyle ve Medyen taraflarinda yasayan,Eyle'de ölen bir kimse oldugunu zikreder. ikrime'ye göre Lokman birnebîdir. Ancak onun bir hakim oldugunda âlimlerin ittifaki vardir(Sahih-i Buharî Tecrid-i Sarih Tercemesi, IX, 163). Vehb b. Münebbih'egöre; Lokman ibn Bâûra, Âzer neslindendir. Mukâtil'e göre ise, Hz.Eyyub (a.s)'in kizkardesinin veya teyzesinin oglu idi. Uzun müddetyasadi. Hz. Davud'a yetisti ve ondan ilim aldi. Sanat sahibi idi. Birnebî oldugunu söyleyenler de oldu. ibn Rüsd, Tehâfüt'ünde söyledigigibi, her nebî hakîmdir, fakat her hakim nebî degildir. Bakarasûresi'nin 269. ayetine göre Yüce Allah hikmeti istedigine verir. Kimede hikmet verilmisse ona büyük hayir lütfedilmistir. Dolayisiyle okimsenin ilmen, amelen bunun sükrünü yerine getirmesi gerekir. Lokmaniçin de Kur'ân'da böyle söylenmistir (Elmalili Hamdi Yazir, Hak DiniKur'an Dili, IX, 3842-3843). <br><br>Lokman, Islâm'dan öncekiAraplarda kendisinden çok bahsedilen bir sahsiyet idi. Yahudi veHristiyan kutsal kitaplarinda adi geçmez. Onun Âd kabilesinden veyaHabesli bir köle oldugu da belirtilmistir (S.G.F. Brandon, A Dictionaryof Comparative Religion, London 1970, s. 414). <br><br>Eski Arapgeleneginde cahiliyye devri Insanlari bu zata Lukmânü'l-Muammerdiyorlardi. Onun yedi kartalin ömrü kadar uzun yasadigina inanilirdi.Ebû Hâtim es-Sicistâni'nin "Kitâbül-Muammarîn" adli eserinde Lokman,Hizir'dan sonra uzun yasayan ikinci sahsiyet olarak yer alir. Yedikartal ömrü bes yüz altmis yil yapsa da çesitli rivayetlerde onun bin,hatta üç bin-üç bin bes yüz yil yasadigi bile ileri sürülmüstür.Lokman'a, Nâbiga'nin siirlerinde bile rastlanir. Cahiliyye gelenegindeLokman ayni zamanda bir kahraman ve hakim bir kimse olarak dagörülürdü. Bir çok macera ona isnat edilmisti. Bütün bunlar arasindaLokman, Âd kabilesinden olmakla bu kabîleye Sodom gibi günahkârligidolayisiyla kuraklik cezasi verildiginde, onun da dahil oldugu bazikimseler yagmur için dua etmek üzere Mekke'ye giderler. Ancak Âdlilarorada zevk ve safâya dalip esas vazifelerini unuturlar.Hatirlatildiginda da birisi siyah bir bulut isteyiverir. Âd kabilesininmahvi bu bulutla olur. Aslinda onlarin cezalandirilmalari Hz. Hûd'aitaatsizlikleri dolayisiyladir. Âd kavmi ile ilgili ayetlerde ve Hûdsuresinde Lokman'in adi geçmez (Bernhard Heller, iA., "Lokman ",maddesi). <br><br>Lokman, Kur'ân-i Kerîm'de yer aldiktan sonra, Arapçadarb-i mesel ve hikmet kitaplarindan Kasasul-Enbiyalara kadar bir çokeserlerde yer aldi. Sa'lebî (ö. 427/1035) Ârâisul-Mecâlis"inde ondanbahsederken Kur'ân'daki anlatimi baska rivayetlerle genisletir. O,Lokman'in kim oldugu konusunda yukaridaki bütün bilgileri verdiktensonra Mücâhid'in onun uzun dudakli siyahî bir köle oldugu yolundakirivayetlerini de bunlara ekler. Ancak bu rivayeti takviye sadedindeInsanlardan Sudan'dan çikmis üç hayirli kimse arasinda, Bilâl (Habesli?), Hz. Ömer (r.a)'in kölesi Mühecca' ve Lokman'a (Sudan'in Misir'ayakin Nubya tarafindan) yer veren rivayeti de almaktadir. O, Lokman'inHabes'li bir marangoz, bir terzi oldugu konusundaki iddialari daaktardiktan sonra, âlimlerin onun hakim olup nebî olmadiginda ittifakettiklerini, bu konuda ikrime'nin farkli görüse sahip oldugunu(bazilarina göre Lokman'in nebîlik ile hakimlikten birini tercihteserbest birakildigi, onun hikmeti seçtigini) belirtmektedir. O, ayricaLokman'in nebî olmadigi; Allah'in çok tefekkür, iyi yakin ile takvâehli kildigi bir kul oldugu; onun Allah'i, Allah'in da onu sevdigi, onahikmet lütfettigini açiklayan bir hadis de nakleder (Sa'lebi,Arâisul-Mecâlis, 312).EDITOR}
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
03-31-2007, 11:30 AM
Mesaj: #19
RE: Peygamberlerimizin tarihi
{EDITOR=HZ. SIT (S.A.) <br><br>1.Sit aleyhisselam hakkinda genel bilgiler <br>Sitaleyhisselam Adem aleyhisselam'dan sonra gönderilen - ikinci -peygamberdir. Adem aleyhisselam'in oglu'dur. Babasi vefat edincekendisine peygamberlik ve ayrica 50 suhuf kitap verildi. Sit ismiIbranice olup Arapca'da Allah'in hibesi (hediyesi) manasindadir. Sityerine Sis de denilmistir. <br><br>2.Sit aleyhisselam'in hayati <br>Ademaleyhisselamin ogullarindan Kabil'in Habil'i sehid etmesinden 5 veya 30sene sonra dünyaya gelen Sit aleyhisselamin alnina son peygamberMuhammed (S.A.V.)'in nuru intikal etti ve onun alninda parladi. Hz.Adem bu oglunu diger cocuklarindan cok severdi. Bütün evladi üzerineonu reis yaptigi gibi, vefat edecegi zaman bütün yeryüzünün halifeligiicin onu tayin etti. Sit aleyhisselam babasi Hz. Adem ile veyakardesleriyle beraber Kabe'yi balcik camuru kullanarak tastan yapti.Adem alehisselamin vefatindan sonra, Sit aleyhisselama peygamber oldugubildirilip vahiy geldi. Allahü Teala Sit aleyhisselama 50 suhuf (sayfa)kitap gönderdi. Hz. Sit'e nazil olan suhuf'da; hikmet ve riyaziye(matematik) ilimleri, kimya, simya ilmi ve cesitli sanatlar, ayricadaha bir cok seyler bildirildi. Sit aleyhisselam dininin esaslari, Ademaleyhisselam'in bildirdigi dinin esaslarina uygun idi. Sit aleyhisselam1000 sehir kurup sinirlarini tesbit etti. Her sehrin kapisinda : « Lailahe illallah, Adem Safvetullah, Muhammed Habibullah » yazili idi. Sitaleyhisselamin cocuklari ve torunlari kurduklari sehirlerde huzurlu vemesud yasadilar. Sam'dan Yemen'e de giden Sit aleyhisselam, Habil'isehit ettikten sonra Yemen'e gidip azginlasan Kabil'in cocuklarina vetorunlarina Allah'in yasaklarini ve emirlerini anlatti. Bu kavim Hz.Sit'in davetini kabul etmeyip azginlik gösterdiler. Hz. Sit onlar ilecihad etti. Bu savasta kilic kullandi. Sit aleyhisselam vefat etmedenönce yerine oglu Enus'u halife tayin etti. Sit aleyhisselam vefatettikten sonra kuvvetli rivayete göre Mina'daki mescidin minaresidibinde medfün olan Adem aleyhisselam'in yanina defn edildi. Ademaleyhisselam vefat edecegi zaman oglu Sit aleyhisselama: "Yavrum ! Bualninda parlayan nur, son peygamber olan MUHAMMED (S.A.V.)'in nurudur.Bu nuru mü'min, temiz ve iffetli hanimlara teslim et ve ogluna da böylevasiyette bulun" buyurdu. Ebu Zer Gifari radiyallahu anh söyle rivayetetti: "Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem'e: «Ya Resulallah !Allahü Teala kac kitap gönderdi ? » diye sordum. « 104 kitap gönderdi.Sit'e 50 sahife indirdi...» buyurdu." Sit aleyhisselam hakkindabilgimiz azdir, cünkü hakkinda herhangi bir ayet inmemistir.EDITOR}
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
03-31-2007, 11:30 AM
Mesaj: #20
RE: Peygamberlerimizin tarihi
{EDITOR=<div class="post">Hz. ISA (a.s) <br><br>Kur'an-iKerîm'de adi geçen ve Israilogullarina gönderilen peygamberlerden. Hz.isa (a.s) batili tarihçilere göre miladi yildan dört veya bes senekadar önce dogmustur. <br>Yine batili tarihçilere göre Hz. isa (a.s)Romalilarin elinde bulunan Yahudiye'de Romalilardan Tiberius iktidaridöneminde otuz yaslarina dogru peygamberligini Insanlara bildirdi. ÖnceCelile'de sonra Kudüs'te Insanlari hak dine davet etti. Yahudilerindinini ikmal onlarin dine kattiklarini düzeltmek için gönderilen Hz.isa (a.s) kendisine indirilen incil adli kutsal kitapta bunu söyleanlatir: "Ben yok etmege degil, tamamlamaya geldim." Hz. isa (a.s),yahudilerin tahrif ettigi Eski Ahid'i onlarin anlayisindan kurtarmaya,Hz. Musa (a.s)'in getirdigi akideyi yerlestirmeye ve yahudilere dahaönce bildirilen zahmetli bazi ilahi kanunlari hafifletmeye çalisti. <br><br>MemleketiCelile'de Genaseret gölü kiyisinda ilk vaaz ve tebliglerini bildirenHz. isa daha sonra Kudüs'e gitti. Yahudiler Hz. isa'yi, dönemin RomaliKudüs valisi Pontus Pilatus'a sikayet ettiler. Havarilerin içindeYahuda isimli birisi Hz. isa'ya ihanet etti ve Hristiyanlarin inancinagöre Hz. isa çarmiha gerilerek öldürüldü. Kur'an-i Kerîm'de ise hadisesöyle anlatilmaktadir: "Halbuki onlar isa'yi öldürmediler ve asmadilar.Fakat kendilerine bir benzetme yapildi" (en-Nisa, 4/156). Rivayete göreHz. isa'ya ihanet eden Yahuda, Romalilar tarafindan isa (a.s.)zannedilerek asilmistir. <br><br>isa (a.s); orta boylu, kirmiziyaçalar beyaz benizli, daginik, düz saçli idi. Saçini uzatir, omuzlariarasina salardi. Genis gögüslü, küçük yüzlü çok benli idi: Sirtina yünelbise, ayagina agaç kabugundan yapilmis sandal giyer, çogu zaman dayalinayak yürürdü. <br><br>Kendisinin geceleri varip barinacagi birevi, ev esyasi ve zevcesi yoktu. Hiç bir seyi yarin için biriktiripsaklamazdi. isa (a.s) dünyadan yüz çevirir, ahireti özler, Allah'aibadete koyulurdu. Yeryüzünde nerede günes batarsa orada konaklar ikiayaginin üzerinde namaza durur; gece namaz gündüz de oruç ile günlerinigeçirirdi (M. Asim Köksal, Peygamberler Tarihi, II. 334, 335). isa(a.s) göge kaldirildigi zaman, yün bir kaftan, bit çift mesti, bir dederi dagarciktan baska bir sey birakmamisti (Abdurrezzak, Musannef, XI,309). <br><br>Kur'an-i Kerîm'e göre Hz. isa (a.s)'in annesi Hz.Meryem'dir. Meryem (a.s), yine Kur'an'da ismi geçen dört seçkin ailedenbiri olan imrân ailesinden idi. Hz. Meryem, Zekeriya (a.s)'in korumasive gözetim altindaydi. Meryem, Beytü'l-Makdis'te, dogu tarafta özel birbölmeye yerlestirilmisti. Zekeriya (a.s), Meryem'in yanina geldikçeorada, rizkini ve yiyecegini hazir görürdü. Hz. Meryem, Beytü'lMakdis'te zikirle, ibadetle hayatini geçiriyordu. iste bu sirada Allah,ona bir beser sûretiyle Cebrail'i gönderdi. bu durum, Kur'an-i Kerim'desu sekilde anlatilir: "Meryem dedi ki; ben senden Rahman'a siginirim.Eger O'ndan korkuyorsan bana dokunma! O da, ben, temiz bir oglanbagislamak için Rabbinin sana gönderdigi elçiden baskasi degilim, dedi.Meryem; bana bir Insan temas etmemisken, ben kötü kadin olmadigim haldenasil oglum olabilir? dedi. Cebrail, bu böyledir; çünkü Rabbin, "bubana kolaydir, onu Insanlar için bir mucize ve katimizdan da bir rahmetkilacagiz," diyor, dedi. is olup bitti. Böylece Meryem, isa'ya gebekalarak bir köseye çekildi. Dogum sancilari basladi ve basina gelen buhadiseden dolayi çok üzülerek, keske bundan önce ölseydim de unutulupgitseydim, dedi" (Meryem, 19/1 8-23). <br><br>Cebrail, Meryem (a.s)'e,babasiz doguracagi çocugun özelliklerini ve mücadelesini haber vermis,Meryem'i teselli etmis ve ayrilip gitmisti. Hz. Meryem'in kendisiniAllah'a ibadete verdigini ve onun tertemiz bir kadin oldugunu bilenlerde bilmeyenler de bu duruma hayret etmis ve dogumun bu sekilde nasilolabilecegi tartismasina girmislerdi. Hz. Meryem ise olayi, çocugasormalarini isaret etmisti. Fakat "Onlar, biz besikteki çocukla nasilkonusabiliriz? dediler. Çocuk, ben süphesiz Allah'in kuluyum. Banakitap verdi ve beni peygamber yapti. Nerede olursam olayim, benimübarek kildi. Yasadigim sürece namaz kilmami ve zekât vermemi, annemeiyi davranmami emretti. Beni bedbaht bir zorba kilmadi. Dogdugum günde, ölecegim gün de, dirilecegim gün de, bana selâm olsun, dedi"(Meryem, 19/23-33). <br><br>isa (a.s)'in babasiz olarak mucizevî birsekilde dogusu, Allah'in dilemesinden ibaretti. Hatta Allah katinda,olus itibariyle Adem (a.s) ile isa (a.s) arasinda fark yoktu. Nitekimayet-i kerimede, durum su sekilde izah edilir: "Gerçekten isa'ninbabasiz dünyaya gelis hâli de Allah katinda Adem'in hâli gibidir.Allah, Âdem'i topraktan yaratti, sonra da ona ol dedi; o da hemen(Insan) oluverdi" (Âlu imrân, 3/59). <br><br>isa (a.s) otuz yasindaiken peygamberlik görevi aldiginda, hemen israilogullarina durumubildirdi. isa (a.s)'nin çagrisina kulak tikayan ve ellerindeki Tevrat'itahrif edip pek çok degisiklikler yapan israilogullari, Hz. isa (a.s)'ainanmadilar. Ayrica Allah, Hz. isa'nin risâletini destekleyenmucizelerde gösteriyordu. Kur'an-i Kerim'de zikri geçen mucizelerisunlardir: isa (a.s) nin, çamurdan kus biçiminde bir heykel yapmasi veonu üfleyince kus olup uçmasi, ölüleri diriltmesi; anadan dogma körlerive alaca hastaligina tutulmus olanlari tedavi etmesi; gökten sofraindirmesi (el-Mâide, 5/110-115); Havarîlerin ve diger arkadaslarininevlerinde ne yediklerini ve neler sakladiklarini söyleyerek gaybdanhaber vermesi (Âlu imrân, 3/49). <br><br>israilogullari, isa (a.s.)'ive ona tâbi olanlari durdurmak için pek çok yol denediler; sonunda Hz.isa'yi öldürmege karar verdiler. Ancak Allah, onlarin planlarinietkisiz hâle getirdi. Yahudiler, isa (a.s.)'a benzeyen birini yakalayipastilar ve "Meryem oglu isa Mesih'i öldürdük" dediler (en-Nisâ, 4/157).Öte yandan Kur'an-i Kerîm, asil durumu su sekilde açiklar: "Halbukionlar isa'yi öldürmediler ve asmadilar. Fakat kendilerine bir benzetmeyapildi. Ayriliga düstükleri seyde, dogrusu süphededirler. Onlarin buöldürme olayina ait bir bilgileri yoktur. Ancak kuru bir zanpesindedirler. Kesin olarak onu öldürmediler, bilakis Allah, onu kendikatina yükseltti. Allah güçlüdür, hâkimdir" (en-Nisâ, 4/157-158). <br><br>isa(a.s) ayette de belirtildigi gibi, öldürülmeden göge yükseltilmistir.Mezari dünyada degildir. Ayrica Mi'rac'da, peygamberimiz kendisinigörmüstür. Hz. isa, göge yükselmeden önce, havârîlerine ve tümInsanliga su müjdeyi vermisti: "Ey israilogullari! Dogrusu ben, bendenönce gelmis olan, Tevrat'i dogrulayan ve benden sonra gelecek ve adiAhmed olacak bir peygamberi müjdeleyen Allah'in size gönderilmis birpeygamberiyim" (es-Saf, 61/6). <br><br>Hz. isa (a.s) göge çekildigisiralarda kendisine inananlarin sayisi çok azdi. Daha sonra bir ara Hz.isa'nin getirdigi inanci kabul edenler çogaldi ise de, sonundaHristiyanlar da israilogullari gibi yoldan çikti ve pek çokyanlisliklara saptilar. Bugün, Hiristiyanlarin sahip olduklari teslisinanci, isa (a.s)'nin göge yükseltilmesinden hemen sonra ortayaçikmistir. <br><br>isa (a.s)'in annesi Hz. Meryem Hz. isa'nin gögeçekilmesinden sonra alti sene kadar daha yasamis ve ölmüstür (Hakim,Müstedrek, II, 596). <br><br>Hz. isa (a.s)'a dört büyük ilâhi kitaptanbiri olan incil verilmistir. Kur'an-i Kerîm'de incil'in Hz. isa'yaverilisi ile ilgili su bilgiler vardi: "Arkalarindan da izlerinceMeryem oglu isa'yi Tevrat'in bir tasdikçisi olarak gönderdik; ona dabir hidâyet, bir nur bulunan incil'i, ondan evvelki Tevrat'in birtasdikçisi ve sakinanlara bir hidâyet ve ögüt olmak üzere verdik"(el-Mâide, 5/11). Ancak bu incil de Tevrat gibi tahrifata ugramis: tir.Bununla birlikte Allah Teâlâ tarafindan son peygamber Hz. Muhammed(s.a.s)'e indirilen Kur'an-i Kerîm, Zebur, Tevrat ve incil'inhükümlerini ve geçerliliklerini ortadan kaldirmistir. Hz. isâ Islâmâlimlerinin çogunluguna göre cisim ve ruhuyla göge yükseltilmistir.Kiyamet vaktine yakin yeryüzüne inecek, haçi kiracak, domuzu öldürecekve Islâm seriatiyla hükmedecektir (bk. Buhârî, Buyu', 102). <br><br>Hz.isa bedeniyle göge yükseltildiginden, Kur'an-i Kerim'de bildirilen"ölümden evvel" (en-Nisa, 4/159) ve "ölecegim güne ve diri olarak ba'sedilecegim güne" (et-Tevbe, 9/34) mealindeki ayetler Hz. isa'ninnüzûlünden sonraki ölümünü anlatir. Hz. isa gökten Arz-i Mukaddes'einecek, elinde bir kargi olacak; Afik denilen bir yerde ortaya çikacakve Kargi ile Deccâl'i öldürecek ve sabah namazinda Kudüs'e gelecektir.imam kendi yerini ona vermek isteyecek fakat o imâm'in gerisinde Hz.Peygamber (s.a.s)'in seriatina uygun olarak namazini kilacaktir. Sonradomuzu öldürecek ve haçi kiracak, sinagoglar ve kiliseleri yikacak vekendisine iman etmeyen bütün hristiyanlarla savasacaktir. <br><br>Hz.isa nüzûlünden sonra kirk sene daha yasayacak, öldügünde müslümanlarnamazini kilacak ve Islâm dinine uygun olarak gömülecektir. </div> <table style="table-layout: fixed;" border="0" width="100%"><tbody><tr><td colspan="2" class="smalltext" width="100%"> <br></td></tr></tbody></table>EDITOR}
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
[ Etiketler: peygamberlerimizin | tarihi ]
Konuyu Gönder  Mesaj önizleme 


Foruma Git:

Hosting Hizmetleri
chat , TerkediLenLer , mirc , aşk şiirleri , sohbet , msn nickleri , msn hack , msn space Msn Nickleri msn nickleri