Forumumuzu Msn Nickleri için mi ziyaret ettiniz? Kısa yoldan buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. »

 


Hızlı Giriş
Kullanıcı Adı: Şifre:
Hızlı Kayıt
Kullanıcı Adı: Şifre: Şifre Tekrar: Mail: Mail Tekrar:

Ana Sayfa Yardım Üye Listesi Takvim Ara Kayıt Ol


Eklavye.Org Forumları >>ATATÜRK & ŞANLI BAYRAĞIMIZ<< Atatürk Genel Hayatı
ATA'nın Acı Bir AnıSı

Konu Bilgileri
Konu Basligi
ATA'nın Acı Bir AnıSı
Konudaki Cevap Sayisi
0
Konuyu Baslatan Uye
EfSaNeGiRL
Goruntulenme Sayisi
85


Cevap Gönder  Konu Gönder 
Konu Görünümü | Doğrusal Görünüm
ATA'nın Acı Bir AnıSı
EfSaNeGiRL
Ziyaretçi / Kayıtlı Değil


Mesaj: #1
ATA'nın Acı Bir AnıSı

Yıl 1922. 14 Ocak gece yarısı. Mustafa Kemal’in özel treni Eskişehir’e doğru gidiyor. Bu yolculuk bir kamuoyu yolculuğu olacak ve Gazi, savaş sonrası Anadolu’sunda bazı şehirlerin nabzını yoklaya yoklaya İzmir’e gidip annesini görecek. Ve Latife’yi.

Ama o gece çok sıkıntısı var Mustafa Kemal’in ve bir türlü uyku tutturamıyor.

Ali Çavuş kompartımanın kapısı önünde sigara üstüne sigara içiyor. Kapıya dayanmış karanlığı seyreder ken bir yandan da kendi kendine mırıldanıp duruyor.

“Bu işin bu kadar çabuk oluvereceğini hiç düşünmedim.

İşte, sonunda şifreli telgraf geldi. Zübeyde anamızı yitirdik. Peki, ne duruyorum. İçeri girip onu uyandırmalıyım. Ama işe bak, giremiyorum. Kıyamıyorum paşama. Nasıl derim ki: ‘Anamız öldü paşam!’ diyemem. Onun yüreği anası için atar. Hep söyler. Vatanı kurtarmakla anasını kurtarmak aynı anlama gelir onun için. Kapıyı açsam, telgrafı uzatsam, ‘Paşam sen sağ ol’ desem ‘Eyvah demez mi?’ ‘Koca vatanı kurtardım ama anamı kurtaramadım demez mi?"

Ali Çavuş, anlattığına göre birden yerinden sıçramış. İçeriden bir ses geliyor. Mustafa Kemal sesleniyor.

Çavuş kompartıman kapısını açıp selam duruyor:

“Emret Paşam”.

Mustafa Kemal yatağa oturmuş soruyor telaş ile:

“Ne demeye kapıda bekliyorsun sen?”

“Uyku tutturamadım da Paşam”

“Annemden bir haber var mı?”

“Az önce bir telgraf geldi dediler, şifreyi çözünce size sunacaklar.”

“Boşuna kıvranma Ali, benden de saklamaya çalışma. Ben haberi aldım.”

Ali Çavuş bir şey yokmuş gibi durmaya çalışıyor ve merakla soruyor:

“Ne olan, ne haber aldın ki paşam? Hayır haber inşallah.”

Mustafa Kemal usul usul anlatıyor.

“Az önce dalmışım, rüyamda yeşil bir ovada anamla el ele geziniyorduk. Hep olduğu gibi bana birşeyler anlatıyordu. Birden bir fırtına çıktı. Bir sel bastırdı, anamızı aldı götürdü. Hiçbir şey yapamadım. Hiç, hiç!..”

Çavuşu bir titremedir almıştı. Derken.. Mustafa Kemal emri verdi:

“Çocuk! Al getir şu telgrafı, hemen!”

Ali Çavuş kompartımandan çıkar çıkmaz, çözümü getiren görevliyle karşılaştı.

“Ver onu” dedi. “Paşamız bekliyor.”

Kağıdı aldı, içeri girdi, selam durdu ve: “Sen sağol paşam” dedi.

“Millet sağ olsun.”

Gözünden iri bir damla göz yaşı akıvermişti. Çavuş “Ağlama paşam” diye yalvardı.

“Neden? Ben insan değil miyim? Anam öldü. Ben buna ağlarım. Ama, Anavatan kurtuldu. Bununla da te selli bulurum. Benim için ikisi bir.”

İşte ben bunun için:

‘Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini’ diye cevap vermedim mi Namık Kemal’e? Birden Mustafa Kemal ile Ali Çavuş birbirlerine sarıldılar ve açık açık, hıçkırıklarla, içli içli ağlıyorlardı....

10-25-2007 05:53 PM
Alıntı Yaparak Cevapla
« Bir Önceki | Bir Sonraki »
Cevap Gönder  Konu Gönder 


Yazdırılabilir Bir Versiyon Görüntüle
Bu Konuyu Bir Arkadaşına Gönder
Bu Konuya Üye Ol | Konuyu Favorilerime Ekle

Forum Geçişi

Butun Zaman Ayarlari WEZ +3 olarak duzenlenmistir. Şuanki Zaman: 12-01-2008, 10:20 PM

Bize Yazın | Eklavye.Org | En Üste Git | İçeriğe Git | Lite (Arşiv) Mod | RSS Syndication
Kodlayanlar MyBB | Copyright © 2002-2008 MyBB Group | Design by RedFoX